ÖNEMLİ DUYURU : HAKKIMIZDAKİ SORUŞTURMA SONUÇLANINCAYA KADAR SİTEMİZ KAPALIDIR !!!

Prof.Dr.Ali NESİN röportajımız ...

Prof.Dr.Ali NESİN röportajımız ...

Prof.Dr.Ali Nesin´in dini inancı , başörtüsüne bakışı,Akp ve Dtp kapatılma davaları , Ergenekon Gözaltıları , Provokasyon olayları ,Din dersi , Kimlikte Din Hanesi , Siyesete girecek mi? ve AYRIMSIZLAR...


24 Nisan 2008 21:52
font boyutu küçülsün büyüsün


AYRIMSIZLAR :      Kendinizi tanımlar mısınız? (Siyasi görüş, yaşam biçimi, inanç yönünden ) 

Ali NESİN :    Hiçbir tanrıya ya da tanrısal güce inanmam. Öldükten sonra sadece ve sadece toprak olacağıma inanırım. Ne varsa bu dünyada var yani...

Yaşam biçimim son derece sadedir. Üstüme başıma dikkat etmem. Paraya pula önem vermem. Nitekim ne arabam var ne evim barkım ne de param pulum. Kitaplarım ve CD’lerimden başka bir maddi zenginliğim yok.

Siyasi görüşüm: Öncelikle halktan, mazlumdan, yoksuldan ve mağdurdan yanayımdır. Dolayısıyla solcuyum. Öte yandan, örneğin, “eğitim illa parasız olmalıdır” diyenlerden de değilim. Eğitimin parasız olması amaç değil araçtır, ya da bir sistemdir. Benim için amaç, eğitimin parasız olması değil, daha çok gencin ve çocuğun daha iyi eğitim görmesidir ve fırsat eşitliğidir. Eğer bu amaç için eğitimin parasız olması gerekiyorsa, eğitim parasız olsun; yok eğer bu sistem çalışmıyorsa, eğitim paralı olduğunda daha çok genç daha iyi eğitim alacaksa ve daha çok fırsat eşitliği olacaksa o zaman eğitim paralı olmalıdır. Bir başka deyişle hayata bir ideolojinin penceresinden ve sloganlarıyla bakmamaya çalışırım olabildiğince, her konuyu ayrı ayrı irdelemek, şablonlara uymadan düşünebilmek isterim. Bu, her zaman mümkün olmuyor elbette. O kadar çok şey düşünemiyorum.

Eğitim parasız mı yoksa paralı mı olmalı diye sorarsanız, bilmem derim. Bu sosyal mühendislik konusuna girer. Uzmanların tartışması gerekir. Keşke uzmanlar olsa da tartışsalar. Ne kadar ilginç bir tartışma olur.

 

 

 

 

AYRIMSIZLAR :      Başörtüsüne bakış açınız?

 

Ali NESİN :     Eğer Allah varsa ve insanı saçlı yaratmışsa ve eğer Allah – olması gerektiği gibi - iyi bir varlıksa, o zaman kadınlara haksızlık yapıp onlara “saçınızı göstermeyeceksiniz” demiş olamaz. Eğer Allah iyi bir varlık değilse ve kadın erkek arasında eşitsizlik yaratıp gerçekten böyle bir emir vermişse o zaman her şeyi göze alıp bu Allah’a karşı başkaldırmak gerekir diye düşünüyorum. Aksi halde, öbür dünyada başımıza geleceklerden korkup Allah’ın mantığımızın almadığı ve doğru olmayan emirlerine uymak gerekir, ki bunun da Allah’ın hoşuna gideceğini doğrusu pek sanmıyorum!

Başörtüsüne karşı hoşgörülü olduğumu söyleyemem. Hoşgörü biraz fazla olumlu bir terim; ne de olsa “hoş görmek”ten geliyor. Müsamaha ya da tolerans da doğru ifade etmiyor başörtüsü karşısında hissettiklerimi, çünkü bu da biraz fazla olumsuz bir terim, acıdığınız birine müsamaha gösterirsiniz. Öte yandan kimseye başörtülü diye hakaret etmem, kimseyi başörtülü diye eğitimden mahrum etmem, kimseyi bu yüzden sınıfımdan atmam, atamam, buna hakkım olmadığını düşünürüm. Kendimde görmediğim bir hakkı da başkasına devredemem.

Bu arada yıllar önce üç küçük çocuklu bir anneyi Vakf’a almıştık çalışan olarak. Anne, bırakın başörtüyü kara çarşaflıydı. O zaman herkes karşı çıkmıştı çarşaflı bir kadını işe aldım diye. Birkaç yıl çalıştı. Herkes alıştı, o da herkese alıştı. Kimseden baskı görmedi. Bir aile bireyi olarak kabul edildi. Sonra birden çarşafını çıkardı. İçinden “Allah neler yaratıyor” dedirtecek güzellikte bir kadın çıktı...

Başörtüsünü sevmiyorum, hoşuma gitmiyor, estetik bulmuyorum. Ben başı açık, vücudundan utanmayan, kendinden emin gençleri severim.

Ama kimseye de başını aç emrini vermem.

Demokrasi içinde herhangi bir siyasi amacı olan bir grubun halkın çoğunluğunu oluşturan bir kitleye böyle davranmasını anlamıyorum. Bu halk koyun sürüsü değil ki aç deyince başını açsın, kapat deyince kapatsın. Başörtülülerin de oyu bir sayılıyor, başı açıkların da. Eğer demokrasi içinde bir şeyler başarmak istiyorsanız bu kişilere hakaret edemezsiniz. Onları kazanmak zorundasınız. Yani bırakın etik olarak doğru ya da yanlış olmasını, başörtülülere reva görülen söylem pragmatik olarak da yanlış. Bu söylemi bir siyasi görüşün kamikaze yapması olarak görüyorum.

 

AYRIMSIZLAR :      AKP'nin kapatılması davası hakkındaki düşünceniz? Kapatılmalı mı kapatılmamalı mı? Kapatılırsa sizce ne olur Türkiye'de? 

 

Ali NESİN :     Konunun iki boyutu var. Hukuki ve siyasi.

Hukuki yönünü bilemem ve bir fikir yürütmem doğru olmaz. Yalnız basında pek rastlamadığım şu düşünceyi söyleyeyim: Erdoğan, “kişiler değil devlet laik olur” demişti. Eğer bu doğruysa, o zaman bal gibi bireyler söylediğinde suç olmayacak demeçler bir başbakanın ağzından çıktığında suç olabilir.

Siyasi yönünü de bilemem aslında (çünkü hep yanılırım!) ama en azından bir fikir yürütme hakkını kendimde görüyorum. Siyasi olarak AKP’yi kapatmak bence çok büyük bir yanlış olur. (Burada CHP’nin gözüyle bakmaya çalışıyorum olaya.) Kapatılırsa AKP’nin yerine kurulacak parti oyunu artıracağı gibi, eğer yerine yeni parti kurulamazsa sesini mecliste duyuramayan bir grup şiddete başvurabilir.

 

AYRIMSIZLAR :    DTP'nin kapatılması davası hakkındaki düşünceniz?

 

Ali NESİN :    Yukarda söylediklerimi bir iki ufak değişiklikle burada tekrarlayabilirim. Şiddet içermeyen her görüşün mecliste temsilcisi olabilmelidir.

 

AYRIMSIZLAR :      Gözaltılar ve şekli hakkındaki düşünceleriniz (İlhan Selçuk ve diğerleri )

 

Ali NESİN :       Anlayamıyorum. Hiç anlamıyorum. Anlamsız. Çiğlik mi, yanlış hesap mı, gözdağı mı, “madem öyle işte böyle” zihniyeti mi karar veremiyorum. Çirkin. Ben çocukluğumda yaşadım bu tür baskınları ve artık yapılmıyor diye seviniyordum. Yanılmışım.

 

AYRIMSIZLAR :      Son  zamanlarda meydana gelen provokasyon olayları hakkındaki düşünceleriniz?

 

Ali NESİN :       Arkasının geleceğini sanmıyorum. En azından 80 ya da 70 öncesi gibi olmayacaktır. Uluslararası konjektür müsait değil buna.

 

AYRIMSIZLAR :      Din dersleri sizce zorunlu mu, seçmeli mi olmalı veyahut hiç olmamalı mı? (biz seçmeli diyoruz)

 

Ali NESİN :       Hiç olmamalı. Laik bir devlet din dersi veremez diye düşünüyorum. Olsa olsa dinler tarihi ya da din felsefesi gibi dersler olabilir ki bunun da Tükiye koşullarında adam gibi verilebileceğini sanmıyorum.
Öte yandan halk da örgütlenip din kursları açabilmeli.

Ben Diyanet İşleri Bakanlığı’na da karşıyım. Olsa olsa bir müdürlük olabilir. İmamların, müezzinlerin, hocaların maaşlarını cemaat ödesin, ben niye ödeyeyim? Öderim aslında, ödemem değil, ama kendi isteğimle, bu da bir ihtiyaç sonuç olarak. Ama bu işin devlet eliyle yapılmasına karşıyım.

 

AYRIMSIZLAR :      Nüfus kağıdındaki din hanesi hakkındaki düşünceniz? (biz olmasın diyoruz)

 

Ali NESİN :       Tabii ki olmasın. Nüfus kâğıdı da olmasın!

 

AYRIMSIZLAR :      Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz? Girerseniz hangi siyasi partiye kendinizi yakın görüyorsunuz? Görmüyorsanız nasıl bir parti olmasını dilerdiniz?

 

Ali NESİN :      Düşünmüyorum. Allah yazdıysa bozsun! Ama kendimi ÖDP’ye yakın hissediyorum. Özellikle Ufuk Uras’a.

 

AYRIMSIZLAR :      12 Şubat 2008 tarihinde değişik siyasi görüşleşden,inanışlardan,yaşam biçiminden insanlar bir araya gelip bir grup kurdular ve adınıda Ayrımsızlar dediler ve ülkesini seven, diğerinin tercihine, inanışına, görüşüne karışmayan herkes bizim kardeşimizdir dediler ve amaç olarak da kişisel hak ve özgürlükleri savunmak, ülke içi kutuplaşmaları engellemek, insan hakları , özgürlük ve barış gibi kavramları yaymak olarak belirlediler.Buna göre sizin Ayrımsızlar hakkındaki düşünceniz? Şunu da sorayım siz bir AYRIMSIZ mısınız?

 

Ali NESİN :      Hayır. Ben bu anlamda “ayrımsız” değilim. Ben başkasının inanışına, görüşüne karışırım. Fikrimi söyleyerek ve oldukça vurucu biçimde söyleyerek karışırım. Ama o kadarla yetinirim. Kızım burnuna küpe takmıştı bir zamanlar. Söylemediğim kalmadı. Ama bu onun tercihiydi sonuç olarak, kabul etmek zorunda kaldım. Bazı Vakıf çocukları saçlarına jöle sürüyorlar. Gidip bozuyorum saçlarını! Gülerek tabii. Ve bunun ne kadar biçimsel, dolayısıyla anlamsız bir şey olduğunu ve altkültüre ait bir şey olduğunu ifade ediyorum. Kişilikli olup modayı takip etmemelerini öğütlüyorum. Beni dinlemiyorlar. Olsun, ben gene de karışıyorum. Bugün olmasa da belki bir gün anlarlar. Bir eğitimci olarak buna hakkım olduğunu sanıyorum. Kürsü ve statü insana bir güç veriyor. Bu gücü de elbette kendi inançlarım ve kendi dünya görüşüm için kullanacağım. Kim “bu gücü kullanmam” derse inanmayın. Öte yandan şiddetten yana değilim. İknadan yanayım. Hele aşağılamadan yana hiç değilim. Çocuk olsun, genç olsun, insanoğlunun bir iki el marifetiyle şekillenen kilden yapılmış bir yaratık olduğunu düşünmüyorum. Sabır, sabır, sabır... 

 

AYRIMSIZLAR :      Bizlere (ayrımsızlara) tavsiye ve önerileriniz?

 

Ali NESİN :      Eğitiminizi aksatmayın toplumsal konulara bulaşırken. Genç yaşta dünyayı kurtarmayı hayal etmek güzel bir şey ama kimsenin dünyayı kurtardığı pek görülmüş bir şey değildir! Öte yandan gençliğinde dünyayı kurtarmayı hedeflemeyen bir gençten de hayat boyu hayır gelmez!

 

AYRIMSIZLAR :     Değerli vaktinizi bizlere ayırdığınız için teşekkür ederiz.

 

Ali NESİN :      Ben teşekkur ederim. 

 

 

 








Bu haber 3,472 defa okundu.




Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (3)
  • mustafa Diriarın / 21 Şubat 2010 21:12

    deyim

    Allah yazdıysa bozsun deyimi olayı çok iyi ifade ettiği için ,spontane olarak kullanılmaktadır.(Umarım_İnşaallah v.s.)
  • turgay doğan / 24 Ağustos 2009 17:07

    bencede

    Evet bencede enteran
  • Faruk Çevik / 21 Temmuz 2009 16:54

    Yorumsuz

    Allah yazdıysa bozsun! Bu cümleyi kuran ateist Ali Nesin'dir. Enteresan.





Anket

Türk-Kürt kimlik tartışması hakkında sizin düşünceniz?
  • Türküm ve bu ülke sadece Türklerindir...
  • Türküm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Kürdüm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Ben bir Kürdüm ve ülkenin bölünmesi taraftarıyım...
  • Diğer

En Çok Okunanlar


Google Ayrımsızlar