ÖNEMLİ DUYURU : HAKKIMIZDAKİ SORUŞTURMA SONUÇLANINCAYA KADAR SİTEMİZ KAPALIDIR !!!

Agos Gazetesi Röportajımız

Agos Gazetesi Röportajımız

Hrant Dink'i kim öldürttü? 301.Madde , Ermeni Zulmü yaşandı mı? Rusya Ermenileri ne önerdi? Anadolu Ermenileri ne karar verdi? Karabağda Ermeni zulmü yaşandı mı?


12 Mayıs 2008 14:48
font boyutu küçülsün büyüsün


Hrant Dink’ i kim öldürttü?    

Ayrımsızlar: Hrant Dink' i kim, ne için öldürttü?    

Aris Nalcı: Bu soruyu basından takip edebilirsiniz.  Dava sonuçlandığında her şey ortaya çıkacaktır. Çok siyasi bir muhabirin sorabileceği bir soru ancak cevabını alabileceğiniz bir soru değil. Çünkü cevabını aldığınızda kavrayabileceğiniz bir soru değil. Hrant Dink'i kim öldürdü? Hrant Dİnk'i hepimiz öldürdük. Ona sahip çıkmayanlar öldürdü.  

 Ayrımsızlar: Peki sahip çıkılmadığını mı düşünüyorsunuz?    

Aris Nalcı: Agos gazetesini ne zamandan beri okuyorsunuz? Diye sorsam. 12 yıldır çıkıyor ve 12 yıldır okumuyorsan sahip çıkmıyorsunuz demektir. Yada Hrant Dink'in kaç yazısını okudunuz diye sorsam misal.  

 Ayrımsızlar: Bütün olarak baksak öznel olmasak.  

Hepimiz Hatalıyız.. 

Aris Nalcı: Şöyle diyeyim tamam. Ayrımsızlar ekibi olarak Hrant Dink'i kendi içinizde ne kadar takip ettiğinizi sorgularsanız ve ben 12 yıldır bu gazeteye ne kadar emek verdiğimi sorgularsam neden Hrantı kaybettiğimizi anlarız. Çünkü Hrantı kaybetmek benim de sorunum. Türkiye'nin de sorunu, sizlerin de sorununuz ve bunu da hep beraber başardık, kötü anlamda başardık, onu okumayan ve hala okumamaya devam eden, kim olduğunu bilmeyen, bir cümlesini dahi bilmeyen bir sürü insan hala da devam ediyor konuşmaya. Duyarsız insanlar aynı zamanda.    

Ayrımsızlar: Duyarsız derken, Bizler duyarlı olduğumuz için buradayız.    

Aris Nalcı: Hayır hayır ben size sataşmak için söylemiyorum .  Bu konuda ben de duyarsızım mesela. Bende 12 yıl burada çalıştım ama son 2 sene başka bir yerde görev aldım.  Sonra tekrar buraya döndüm. Bu anlamda söylüyorum.   

Ayrımsızlar: Zaten Türk toplumu olarak şöyle bir sorunumuz var; genelde değerlerimizi, kaybettikten sonra anlıyoruz.  Bu sadece Hrant Dink ile alakalı bir durum değil.  Yani çok farklı kesimlerden, her insanı da biz genelde öldükten sonra değerini anlıyoruz.    

301.Madde ?   Orhan Pamuk Neden 301.den yargılanmadı? 

Aris Nalcı: Zaten ben size siyasi, kültürel ve sosyal boyutuyla söylüyorum. Yani kriminal boyutuyla kimin öldürdüğü belli; Ogün Samast öldürdü. Ama bunun arkasında birsürü başka insanlar var ve yavaş yavaş çıkıyorlar. Bunun ne kadar derine ineceği tabiî ki Türkiye'deki birtakım güçlerin birbirleri arasındaki çekişmesine bağlı. Biliyorsunuzdur, takip ediyorsunuzdur; Ergenekon bir adım atıyor, karşısında hükümet bir adım atıyor, o ona bir şey yapıyor-o ona bir şey yapıyor, asker araya giriyor. Bu bir şey, Türkiye'deki politikada etkin olan güçlerin kendi arasındaki çekişmesi ve bunlar aslında malzeme yapılıyor, tüm siyasi cinayetlerde olduğu gibi. Daha önceki siyasi cinayetlerde düşüne suçuyla ilgili olaylar olduğu gibi. Mesela şu anda gündemde olan 301. Madde şimdi Adalet bakanlığı imzasına bağlandı. Bu da bir şekilde bir oyun, kaldırılmadıktan sonra Adalet Bakanlığının imzasına bağlanması. Çünkü düşünürseniz tek bir kişinin imzasına bakıyorsunuz. Yani o insan kayırabilir,göz ardı edebilir. Bu şu demektir: Orhan Pamuk ile Hrant ikisi de 301 den yargılanacaktı. Orhan Pamuk nasıl ki yargılanmadı, geçildiyse ve sonra Hrant nasıl yargılandıysa. Buna sebebiyet veren de buydu.  Ozaman da müdahale edildi. Orhan Pamuk yargılanmadı, Hrant yargılandı. Şimdi daha resmi olacak. Adalet Bakanlığı ona imza attı, buna atmadı. Ee o kim, o kim. Ne farkları var? Niye?    

Ayrımsızlar: Orhan Pamuk'un arkasında farklı güçlerin olduğunu mu düşünüyorsunuz?  

 Aris Nalcı: Hayır, bu konu insanların, kişilerin üzerine değil. Bir tek Orhan Pamuk değil. 301 den yargılanan benim bir arkadaşım var mesela, 30 yaşında, Hedef dergisinde çalışmış. Sultanahmet adliyesinde 301 den yargılandı 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İlk celsede. O dönem Hedef dergisinin başında bile değildi.  Sadece ilişkisi olduğu için onu öne sürmüşler. O çocuğun Hrant'tan ne farkı var? Yada Orhan Pamuktan, yada başka birisinden? Son dönemde bakarsanız, vizyona bakıyoruz ya: Yurtdışında nasıl gözüküyoruz? Nobel ödüllü bir yazarı yargılamak, yada mahkum etmek yurtdışına çok kötü bir imaj verecek ki vermiştir.  Öte yandan zaten takip etmişsinizdir, Frankfurt Kitap Fuarında Elif Şafak tanıtıldığı zaman Almanyada ki Türkler nasıl Elif Şafak'a karşı çıktılar. Ben oradaydım zaten o sırada. Bu da imajımızı zedeledi. Sonuç olarak ne oldu? Türk Tarih Kurumu başkanının posterleriyle Frankfurt Kitap Fuarına girdik. Burada, bu işlerin ne kadar çabuk dönebileceğini görüyorsunuz, Elif Şafak'tan Halaçoğlu'na  döndü. Bunun için farklı güçler değil, zihniyetin yanlış yöne kullanılmasıdır. Bunlardan sonra Orhan Pamuk'un arkasında başka güçler de var mı? Diye ben de sormadım değil. Ama bu değil yani. O insanları malzeme ediyorlar. Orhan Pamuk çıkıp da hükümete, "aman bana destek çık" demez.  Adam Amerika'da yaşıyor zaten.  İstese vatandaşlık da alır. Yani böyle bir şeye ihtiyacı yok. Bu sadece hangi vizyonunuzu onlara nasıl göstereceğinizle ilgili bir şey. İşte o 301 meselesi de öyle. Yurtdışına iyi gözükelim çözelim şu işi oldu. Hemen çözdük, değiştirdik, geçirdik. Ama 305 i unuttuk. 288 var 295 var. Var da var yani gidiyor böyle.    

Ayrımsızlar: 301. Maddenin tam manasıyla çözüldüğünü söyleyebilir misiniz?    

Aris Nalcı: Yok. Hiçbirşey çözülmedi. Bu çözülme değil. Ama kağıtta çözüldü. Ne oldu meclise geldi, meclis bunu konuştu, bu maddeyi değiştirdi ondan sonra geçildi, başka bir sisteme dahil etti. Eğer şuna bakarsanız: yılda açılan dava sayısına, mesela Türkiye'nin sıralamasını belirlerken; bakıyorlar, 301 den açılan dava sayısı, 301 den ceza yiyenlerin sayısı, yüzde 50 yi geçmediği sürece sorun yok.  Yani bazı istatistikler buna böyle bakıyorlar. Zaten böyle de incelenmesi gerekiyor bazılarının herhalde. Genel anlamıyla bakıyorlar yani, Türkiye'de ifade özgürlüğüne karşı açılan dava sayısı—alınan cezalar? Mesela bu sayı eğer çoksa doğru açılmış demek, diyor. Yani iyi ki açmışlar diyor. Az ise başarısız olmuşlar ve yargıda sorun var diyor. Bu tamamen bir rakamsal vizyon onlara göre. Biz de onu tutturmaya çalışıyoruz. Nasıl 301 den bu güne kadar kimse hapse girmedi ama herkes sürünüyor.  

 

Umudumuz var ki yaşıyoruz..    

Ayrımsızlar: Sistemde bir yanlışlık olduğunu düşünüyor musunuz?    

Aris Nalcı: Tabiî ki sistemin kendisi tamamen yanlış.    

Ayrımsızlar: Peki düzelebileceğini düşünüyor musunuz? Türkiye şartları buna müsait mi?    

Aris Nalcı: Bunu ümit etmeden bu ülkede yaşayamayız zaten.  Hemen şunu ekleyeyim. Bu kadar olaya rağmen neden hala bu ülkede yaşıyoruz, biz azınlıklar olarak?    

Benimle sizin aranızda hiçbir fark yok. Siz bu kadar olaya rağmen nasıl yaşıyorsunuz bu ülkede? umudunuz var ki yaşıyorsunuz. Gruplar oluşturuyoruz, gazete çıkarıyoruz, yani bu umut olmadığı sürece bu ülkede durulmaz. Ama sırf bu ülkede değil ki haksızlıklar her yerde.  Başka ülkeye giderseniz, gerçekten haksızlıklara karşıysanız, orada da sizi susturacaklar. Hadi 301 değil de atıyorum Fransa'nın bilmem kaçıncı yasasından gireceksiniz yine cezaevine. Her şey olabilir.    

Ayrımsızlar: Şuan ki dönemde bakıyoruz insanlar kısır bir döngü içerisindeler herkes kendi cephelerine çekiliyor, zaten işte belli düşünceler yüzünden başkasına saygı duyulmuyor ve bu kutuplaşmaları beraberinde getiriyor. Yani buradan şu soruyu soruyoruz bu bize bir şey kazandırıyormu acaba?    

Aris Nalcı: Kazandırmıyor tabiî ki her düşünceden her fikirden insanın olması gerekiyor, biz gazetemiz de de bu politikayı izliyoruz yani gazetemizi eleştiren köşe yazarları da var kendi gazetemizde kendi yazarlarımızın birbirini eleştirdiği yazılarda yazılıyor, bizi eleştiren mektupları da yayınlıyoruz, küçücük bir alanda yapıyorsunuz bunu makro ölçüde baktığımızda Türkiye'de de öyle olması gerekiyor eleştiren de eleştirmesi gerekiyor eleştireni de eleştiren olması gerekiyor. Bu sistem böyle bir sistem.  Bakın, dünyaya baktığınızda hani, şöyle söyleyeyim dış politikalarda baskın.Dış politikalar kitabında da buna değiniliyor. Mesela Amerika da böyle bir sistem vardır ama belirli boşluklar bırakır nefes alıcak yoksa patlar o sistem o boşluklar nelerdir işte; Amerikan bayrağından don yapmak ta bir boşluktur, çamaşır olarak kullanmak da bir boşluktur. Sonuçta hani , çünkü orda da haksızlıklar çok fazla baktığımız zaman Latin Amerikalıların siyahilere.. yani haksızlıklar çok fazla, ama ne yapıyor? Boşluklar bırakıyor ki nefes alsın. Türkiye'de bu boşluklar yok! En küçüğü bile yok yani. İfade özgürlüğünün sınırlarını biraz zorladığınız anda hemen bitiyor işiniz, ya da geçtiğimiz dönemde yapılan hani o bilgi kirliliği yüzünden gazetelere bir konuda haber yapma yasağı getirilmişti, yani bu sansür değil de ne!.. yani sana diyor ki bu dava ile ilgili haber yapma yasağınız var. Bu ne demek ki yani konuyla ilgili kendini ifade edemiyorsun, aldığın bilgiyi paylaşamıyorsun basın görevini yapamıyorsun, ya da ne bileyim yazdığın şeylerden ötürü suçlanan yargılanan 301 değil de yeni çıkan ve yeni, son kullanmaya başladılar 288 var; yargıyı etkileme diyor. Yargı süreci boyunca o konuda haber yaparak yargıyı etkilemiş olabiliyorsunuz ki işte benim de aynı zamanda şu anda yargılandığım bir konu 26'sında var davam.    

Ayrımsızlar: Peki basın tam anlamıyla özgür bırakıldığında ..    

Aris Nalcı: Hayır özgürlükler işte bu klasik özgürlük tanımı senin özgürlüğün yani bizim özgürlüğümüz bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.    

Ermeni Zulmü yaşandı mı? Rusya Ermenileri ne önerdi ? Anadolu Ermenileri nasıl karar aldı?    

Ayrımsızlar: Geçmişte bir ermeni soykırımı yaşandı mı bu konuda sizin bildikleriniz ve düşüncelerinizi alabilirmiyiz?    

Aris Nalcı: Bu konuda bildiklerim duyduklarımdan ibaret ve okuduklarımdan ibaret. Tabikide yaşanmış değil nasıl ben yaşamadıysam bir çok insan da yaşamadı ama bir zulüm olduğu kesin yani bir insanın bile ırk renk dil din herhangi bir şeyinden dolayı evinden ediyorsanız, başka bir yere yolluyorsanız  bu bir zulümdür. Bir insanı bile dil din ırk ya da herhangi bir ayrımcılık sebebiyle öldürüyorsanız benim için bu zulümdür.  

 Ayrımsızlar: Tek taraflı bir zulüm olduğunu mu düşünüyorsunuz peki?    

Aris Nalcı: Bu tarihçilerin yazdıkları, bilgilerimiz tarihçilerin verdikleriyle sınırlı.  

 Ayrımsızlar: Evet.    

Aris Nalcı: Tek taraflı çift taraflı, artık neyin gerçek neyin yanlış olduğunu ayırt edebilecek bir durumda değiliz. Herkes istediği tarihi istediği gibi yazar.

Ayrımsızlar: Evet    

Aris Nalcı: Tek taraflı eminim ki olmamıştır. Ben Karabağ savaşında ölen Azerilerin de şeyini biliyorum hani onlar da katledildiler ama o sırada Ermenistan vatandaşı insanlar da katledildi, 1915 de olanlar da yani, bunun kağıt üzerinde bir kanıtı yok ama rakamlara baktığımızda bunu fuat dündarın kitabını okumanızı tavsiye ederim sadece devlet rakamlarıyla verir Osmanlı belgeleriyle bu rakamlarda 600bin ile 800bin arası insanın kayıp olduğu görünüyor hani nüfus sayımı var bir sayımda bir sayıma 800bin insan kaybolmuş. Bunun sebebinin ….    

Ayrımsızlar: Sadece katliamdan olamaz bence, hani başka şartlardan dolayı da olmuş olabilir gibi bir düşünceniz var mı peki bu insan kayıpları hakkında ..?    

Aris Nalcı: Herşeyden olabilir ama 800bin kişiyi 2 yıl içerisinde acaba nasıl bir hastalık kırabilir onu bilemem yani bunlar dediğim gibi, bu şey değil, bu bilgiler tarihçilerin verdiği bilgiler, ben sadece duyduklarımı söyleyebilirim. Şu anda İstanbul'da 70 ve 80 yaş üzeri ne kadar ermeni varsa hepsinin anlattıkları yalan olamaz heralde hani 30 bin kişi beraber yalan söylüyorlar yaşadıkları konusunda yani yaşamış insanlar var bu insanlar la yapılan video kayıtları var röportajlar var… bunların hepsinin yalan söylüyor olabileceği düşünülemez.    

Ayrımsızlar: Ama birde şöyle bir şey var. Tarih incelenirken öğretici ve taraflı tarih olarak ayrılıyor. Taraflı tarihe yani Ermeniler kendi taraflarından bakıyorlar gibi bir sorun olabilir mi? Böyle bir şey olabilir mi?    

Aris Nalcı: Taraflı tarih derken neyi bahsediyoruz?    

Ayrımsızlar: Taraflı bakıyor, kendi tarafından bakıyor.    

Aris Nalcı: Herkes tarihe kendi tarafından bakar. Nasıl ben bugün bir ermeni olarak Türkiye'de tarih dersinde Ermenilerin boynuzlu olduğunu öğreniyorsam, bu da Türkiye'nin taraflı tarihi. Ya da Ermenilerin Türkleri sırtından vurduğunu öğreniyorsam bu da Türkiye'nin taraflı tarihi. Ancak tabi şöyle bir şey de var. Kendi kaynaklarından herkesin kendisin araştırması gereken bir şey tarih. Yani gözünüzle görmediğiniz kulağınızla duymadığınız bir şeye inanmanız zor. Ama ben diyorum. Birinci nesilden insanların anlattıklarını duyarak görerek benim vardığım, benim kendi oluşturduğum kanaat bu. Aynı zamanda da biraz alternatif tarih okuma yöntemleri geliştirmek gerekiyor. Ki bunda bir çok yanlışında ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Yani o dönem tarih yazan herkes ne kadar taraflıydı, ne kadar tarafsızdı? Bu güne bakıyorsunuz. Mesela Ermeniler bizi arkamızdan vurdu denilen şey var ya mesela onu bir haberimizde ortaya çıkarmıştık. Tarabya'da bir arsası var bir adamın ve İngilterede yaşıyor şu anda. Dedesinden kalma ama arsası geri verilmiyor çünkü Osmanlı'da komitelerden birine üye imiş. Ama İstanbullu kendisi. Neyse adamın elinde belgeler var. Osmanlı arşivine de vermiş. Belgede şu yazıyor. Taşnak Partisinin bir toplantısı yapılıyor Erzurum'da, 1941'te. Tam da bu arkamızdan vurdu meselesini şeyi bu. Rusya üzerinden gelen Ermeniler diyorlar ki bu bölgeler temizlenebilir. Ve temizlendiğinde oradaki yoğun nüfus ermeni olur. Bizim İstanbul'dan gelen 80 kadar ermeni meclis üyesi toplu bir karar alarak diyorlar ki biz böyle bir şeye karşıyız. Böyle bir şeye katılmayız diyorlar. Şimdi bu kimin arkadan vurduğunu kimin ne yaptığını belgelemiş mesela. Yada bu tek bir belgeye dayandırılamaz belki de. İşte ben diyorum ne kadar alternatif var. Şimdi ben orda gözümle gördüğüm Osmanlı damgalı belgeye mi inanayım yoksa sürekli televizyonlardan bana anlatılan şeye mi? İsteyen istediği şeye inanmakta özgür ama dediğim gibi ben bu kadar kişinin bir kerede istemsiz bir şekilde dağılabileceğini düşünmüyorum.    

Ayrımsızlar: Şimdi bu bir vakıa, çözülmesi gereken bir problem bence. Sizce en iyi çözüm her iki devletin ve komşu devletlerin arşivlerini açıp, tarihçi ve siyasetçilerin bir araya gelip tartışmaları değil mi?    

Aris Nalcı: Tabi ki bu. Ama şöyle söyleyeyim. Bana göre bu sadece kağıt üzerinde bir çözümdür. Dediğim gibi ben bunun kişisel olarak bir çözüm olduğuna inanmıyorum. Çünkü Ermenistan devlet arşivi nasıl 1910'dan kalan arşivi damgalayabiliyorsa, Türkiye'de yapabilir. Fransa'da yapabilir. Geçmişe dönük belge hazırlamakta devletlerin üzerine yoktur. Dolayısıyla belgeler üzerinden böyle bir şeyin çözülebileceğini ben inanmıyorum. Benim sevdiğim ve olmasını gerekli gördüğüm yöntem araştırmayı insanlar üzerinden yapmak. Kalkıp ta bu kadar kişi ölmüştü bu kadar kişi ölmüştü pazarlığı yapmak benim canımı yakıyor. 800.000 insan ölmüş. Sen kalkıp ta onu 800 mü 600 mi diye tartışıyorsun. Benim için diyorum ki ben bir kişi bile ölse sorun. Dolayısıyla bunu duygusal paylaşım yöntemleriyle yapmak gerekiyor. Geçtiğimiz aylarda bunu Kars'ta çok güzel yaptılar. Geçtiğimiz aylarda Kars'ta bir toplantı vardı. Bir kitap tanıtımı vardı…anılarla yemek anlatımı vardı. Kars'ta birkaç kişi çıkıp sürekli olarak Ermenilerden bahsediyorsunuz. Birazda ölen Türklerden bahsedin demişler. Biri çok güzel bir cevap vermiş. Biz burada ölenlerin ruhuna helva yaparız. Gelin bütün Kars'a helva yapalım. Tamam demişler ve hep beraber helva yapıp bütün Kars'a dağıtmışlar. Türk, Süryani, Ermeni kimin için olursa olsun. İşte bu orada sorunu çözmüş oldu gerçekten. Orda artık kimse bir ermeniye düşman gözüyle bakmaz.    

Ayrımsızlar: Bizde zaten bu noktaya geleceğiz. Soykırım oldu veya olmadı, haksızlıklar oldu veya olmadı tek taraflı veya çift taraflı. Sonuçta Avrupa'ya baktığımızda yüzyıl içersinde bir sürü ayrılık yaşandığını ama Almanya/Berlin'de duvarların yıkıldığını görüyoruz. Onların bir yerlere geldiğini görüyoruz. Şimdi ardan yıllar geçmiş. İki ülke arasında da dostluklar kurulamaz mı?    

Aris Nalcı: Kurulabilir. Zaten kurulmuş durumda şu anda. Fark etmesek de on senedir kültürel ve sosyal işbirliği yapılıyor. Üniversiteler kardeş üniversite, belediyeler kardeş belediye oluyor. Ancak sınır kapalı olduğu için resmi bir şey yok.  Bu resmi şeylerin yapılması da çok mümkün. Ama buna Türkiye Ermenistan arasında bir şeyler yapılır diye bakmamalı. Çünkü burada etkin olan kuvvet dışardan gelen kuvvet oluyor hep. Buna izin vermemek gerekiyor. Yani şöyle söyleyeyim. Amerika'nın müdahale etmesine niye izin veriyoruz. Bunu kendi aramızda çözemez miyiz? Evet çözerim ama demek ki Türkiye'de Amerika'nın müdahale etmesini isteyenler var. Ki üzerinden rant elde etsin.    

Ayrımsızlar: Az önce olaya ırksal bir boyuttan baktınız. Bu yaşananların gerçekten ırksal bir temele mi dayandığını düşünüyorsunuz? Yani sizce yaşanan tehcirler, o insanların göç etmesi ermeni oldukları için mi böyle bir şeyle karşı karşıya kaldılar.    

Aris Nalcı: Fuat Dündar'ın kitabında bunlar var. Rakamsal olarak her köyde yüzde beş ermeni yüzde iki rum kalması şeklinde belgeler gönderiliyor merkezlere. Bu da ırklara göre ayrım olduğunu gösteriyor. Yada dinlere göre.  Her köyde yüzde beş ermeni olacak. İki sene sonra tekrar bir nüfus sayımı olacak ve 18 yaşını geçen erkekler göz ettirilecek. Çünkü o da başka bir hane sayılıyor. Bu Osmanlı belgeleri. Ben bir şey demiyorum. Kitabında Fuat Dündar belgeyi bütünüyle koymuş kitaba. Bu da ırksal olduğunu gösteriyor. Yada söyle söyleyeyim. Müslümanların göç ettiğine dair bir şey yok o dönemde. Yani bölge değişikliği olarak. Şöyle bir şey var. Boşaltılan yerlerin doldurulması var. Bunların hepsi Fuat Dündar'ın kendi kitabında var. Fuat Dündar güzel bir şey yapmış. Kendi hiç bir şey yapmamış. Yaptığı tek şey Osmanlıca'dan çeviri yapmak. Ve o belgeleri oraya da yerleştirmiş. Ben onlara dayanarak söylüyorum.    

Ayrımsızlar: Ama o dönemde Ermenilerin bulundukları bölgelerde yaydığı huzursuzluk… 

 Aris Nalcı: Biraz önce dedim ya. Ermenilerin o dönemdeki politikalarında bir soru yok. Sorun Rusya'dan gelenler. Zaten Anadolu'daki ailelerle konuşursanız hiçbirinin Ermenilerle bir sorunu yoktur. Ermenilerinde oradakilerle bir sorunu yoktur. Yani içlerinde bir sorun olduğunda diye bir şey yok zaten. Bir sorun olduğunu da zannetmiyorum. En son işte İhsan Karataş Batman'da vefat etti. Batman'ın son ermenisi diyebiliriz. Doksan küsür yaşında. Onunla yapılan bir röportajı yayınlamıştık. O da o köyün muhtarı olmuş. Muhtar olmak istediğinde muhtar olabilmen için Müslüman olman gerekir demişler. O da tamam ben olurum deyip Müslüman olmuş. Muhtar olmuş. Köye su getirmiş, etmiş falan. Sonra yıllarca köyü etrafta ki Kürt aşiretlerine karşı savunmuş. Ermeni köyü de değil orası. Kimse kalmamış orda. Onu savunmuş yani. Sonra Ermeniler tekrar geri gelmek istemişler. Olmamış. Dediğim gibi orda yaşayan insanlar için ermeni, Türk hiçbir şey fark etmiyor. Sadece dışardan gelen baskılarla olmuş bence bu anladığım bu.    

Ayrımsızlar: Peki o dönemde yaşayan Ermenilere dışardan farklı politikalar uygulatılmış olabilir mi?    

Aris Nalcı: Olabilir. Yani ben o konuda hiçbir şey okumadım. Onun için olabilir diyebilirim. Farklı politikalar uygulatılmış derken tamam şöyle bir şey söyleyeyim. Osmanlı topraklarında 600.000 kişiyi ayaklandırmak istiyorsanız o zaman çok az bir olay meydana gelmiş. Hiçbir şey olmamış yani Osmanlı topraklarında. İki yada üç vaka görebiliyoruz.  

 Ayrımsızlar: Bölgesel olarak baktığımız da?    

Aris Nalcı: Bölgesel olarak bir olay verebilir misin? Benim bildiğim pek bir vaka yok çünkü.    

Ayrımsızlar: Hayır o anlamda demiyorum. Bizim gurubumuz olaya iki taraftan da bakmaya çalışıyor. Sizde iki taraftan da bakabiliyor musunuz?  

 Karabağda Ermeniler de zulüm yaptı..    

Aris Nalcı: Tabi ki ben söylediğim gibi Karabağ'da yapılan şeyinde doğru olmadığını düşünüyorum.Ermenilerinde zulmü olmuş.Geçmişi bırakıp bugünlerdeyiz.Ne yapıyoruzu konuşmamış lazım.Bugün dünyada belkide tektir yani.2 komşu ülke arasındaki sınır kapısının kapalı olması.Bu çok saçma ve aynı zamanda ilgisi yok iki ülke açısından.Dünya kupasında Eylul ayında Ermenistan-Türkiye maçı var. Türkiye Futbol Federasyona soruyorlar .Maça gidecekmisiniz? Elbette gidecez diyorlar. Biz zaten içiçeyiz diyorlar.Sınır kapısı kapalı ama diyorlar.Öylemi bilmiyorduk diyorlar.Adamların haberleri dahi yok . Dolayısıyla Futbol Federasyon için sorun yok.Gidip maçlarını yapacaklar.Ama bürokratik olarak var.    

Aris Nalcı:  Bu ülkede sadece azınlıklar değil başkaca insanlar çoğunluk olanlarda sorunlar yaşadı. Çoğunluk diye birşey yok arkadaşlar.Herkes düşüncelerinden dolayı aslında azınlıktır bu ülkede.    

Bende Ayrımsızım…    

Ayrımsızlar: Biz farklı görüşten , farklı inanıştan , farklı görüşten insanlar bir düşünce kurduk adınıda Ayrımsızlar dedik. Din,dil , ırk ayrımı yapmaksızın ülkesini seven herkes bizim kardeşimizdir dedik. Herkesin diğerinin inanışına , kimliğine,tercihine saygılı olması gerektiğini savunuyoruz. Bunun zor olduğunu biliyoruz.Ama biz eğer kendi aramızda bunu yapabiliyorsak ülke genelinede yayılacağı inancındayız. Sizde bir Ayrımsızmısınız?    

Aris Nalcı: Evet bende Ayrımsızım diyebilirim.Ayrımsızım derken bir yazar o da bunu söyler.Eninde sonunda insanı insan olarak görmek lazım der.    

Ayrımsızlar: Teşekkürler röportaj için..   

Aris Nalcı: Bende teşekkür ederim.. 


 Kaynak Belirtmek ( www.ayrimsizlar.com ) şartıyla yayınlanması serbesttir..








Bu haber 2,171 defa okundu.




Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (7)
  • preetremo / 6 Ekim 2008 10:32

    How i may contact admin this site? I have a question.
    (Admin Note: ayrimsizlar@gmail.com )
  • A.S / 4 Eylül 2008 18:27

    Bence elestirileri de yayinlamalısınız yorumlarınızda.

    bu ropartaj :bence kötü.neden ..ılk baslarda atısyorlar ..
    sonra toparlamaya calsıyorlar..sonra bır ısyan ..sonra bır bırını övme ..sonra sonra..vallahı ben bu ropartajdan hıc bırsey anlamadım .ha sımdı dıyeceksınkı ..sen gerı zekalısın ...:)bencede cunkı bu ropartajı okumak ıcın gerı zekalı olmak gerekır .bınlerce şehıt verırken ..bır ulkeyı ıcten ıce satmaya kalkan bır kısım ermenı ..butun ırklarının surgun edılmesıne sebeb olmustur..HRİNT DİNK NEDEN OLDURULDU?DIYE BIR SORU SORULUYOR ..VE CVP SU!.HEPIMIZ OLDURDUK DIYE BIR CEVAP VERILIYOR.!HANGI KIMLIKLE BASKALRINI ZAN ALTINA ALABILIYOR BU ROP VEREN BEY VE YAPANLAR..biz MUSLUMAN TURK MILETI :BIRILERI ÖLSUN ISTEMEYIZ ...ERMENIYDE LAZIDA CERKEZIDE KURDU DE BAGRIMIZA BASARIZ....BİZ ADAM OLMAYANI SURGUN EDERIZ SADECE ..VE malesed KURUNUN YANINDA YAŞ TA YANAR..YANI HER ES KENDINE YAPAR.BU ULKEDE YASAYIPTA BU ULKEYE VE BU ULKE INSANINA REST CEKEMESINIZ.
    saygılar efendım umarım yayınlarsınız
  • İsimsizz / 17 Mayıs 2008 12:09

    gzl bi röpörtaj

    bu röpörtaj gzl ama dikkat etmek lazım sonu kötü olabilir
  • ayrımsız0044 / 13 Mayıs 2008 16:41

    Memur olmak katılmaya engel değil

    memur olmak bu grubun hareketine katılmanıza engel teşkil etmez. nitekim memur arkadaşlarımız çok var.
  • isimsiz kahraman / 13 Mayıs 2008 03:22

    süper bir hareket ilk kez görüyorum, memur olmasaydık katılırdım bende.
  • Emine Acar / 12 Mayıs 2008 20:25

    yerinde olmuş

    Yerinde röportaj olmuş bence. Basında yayınlancak mı bu?
  • Burak Kurt / 12 Mayıs 2008 18:27

    Çok açıklayıcı röportaj olmuş

    Aradaki sorunlara böyle değindiği için ayrımsızlara teşekkür ederim





Anket

Türk-Kürt kimlik tartışması hakkında sizin düşünceniz?
  • Türküm ve bu ülke sadece Türklerindir...
  • Türküm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Kürdüm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Ben bir Kürdüm ve ülkenin bölünmesi taraftarıyım...
  • Diğer

En Çok Okunanlar


Google Ayrımsızlar