ÖNEMLİ DUYURU : HAKKIMIZDAKİ SORUŞTURMA SONUÇLANINCAYA KADAR SİTEMİZ KAPALIDIR !!!

IHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül ile gündem..

IHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül ile gündem..

Kapatma Davaları ve sonrası , Akp ve Chp nin kıyaslaması , Ergenekon , İnsan Hakları ve başörtüsü , Sivil Toplum Dernekleri ve Ayrımsızlar..


12 Haziran 2008 13:37
font boyutu küçülsün büyüsün


Ayrımsızlar:  Siyasi görüş olarak  kendinizi tanımlar mısınız?

Hüsnü ÖNDÜL:Ben sol eğilimli bir  kişiyim.  Ama insan hakları bünyesinde  çalışırken bunu kamuoyuna söylemiyoruz. Her  görüşten insanların hakları ihlal edildiğinde ilgi göstermek  durumundayız. Dolayısıyla bunun  deklare  edilmemesi  gerekir. Yani   benim esas görüşüm  insan haklarının  ihlal  edilmemesidir.  Ben bu  derneğin  kurucularındanım. 22 yıldır  buradayım. Zaten  derneğin kurucularının tamamının  dünya  görüşü sol dur.   

Ayrımsızlar:  Partilerin  (AKP, DTP,  …. ) kapatılması  hakkında ne  düşünüyorsunuz?

Hüsnü ÖNDÜL:Benim için  önemli  olan  Venedik kriterleridir. Legal siyasi oluşumlar  şiddete baş vurmadıkça  her türlü  görüşü savunabilirler. Anayasaya göre düşünmek  zorunda  değiller.  Hem siyasi  partiler hem de partiler.  Yani  partiler   ben  bu  anayasayı değiştireceğim  diyebilmelidirler.  Halk o  siyasi  partiye yetki  verirse onlarda  değiştirebilmelidir.  Demokrasilerde  önemli  olan demokratik  araç  ve  yöntemlerin kullanılmasıdır.   Siyasi  partiler   düşüncelerini  özgürce söyleyebilmelidirler.  Bu  konuda  sınır evrensel  ölçekte  olan  şeylerdir.yani  bir  parti   kalkarda  şu  şahsı  öldür  derse bu  suçtur.  Şiddet  ve  şiddete teşvik  olmadığı müddetçe  her şeyi düşünebilmelidirler.  Ülkelerin tabuları vardır.  Bu  tabular  hakkında  her  siyasi  parti   fikrini  söyleyebilmelidir. Bu  partiler bu  düşüncelerini  programlarına yazabilmelidirler.  Siyasi  partiler  kanunundaki tüm yasaklara  karşıyım.  İfade özgürlüğünün kısıtlanması  siyasi  partilerde bireylerden daha çoktur.  Örneğin bir  siyasi  parti programında  diyanet işleri ile  ilgili bir düzenleme yazamıyor, veya başka  bir parti programında  Kürtçe  merhaba  bile  diyemiyor.  Hala dil yasağı var.  Bir  dernek  bildirisinde dernekler yasasına göre son düzenlemelerden sonra  Kürtçe bildiri oluyor.(Bu olumlu bir  gelişme)  Ama parti bildirisinde olamıyor.  Bu demokratikleşmenin  önünde  duran bir engeldir.

Ayrımsızlar:Konuşmanızın başında söylediğiniz üzere,  kapatılmanın   eşiğinde  olan  her iki  partinin de  şiddet olaylarına karıştığı  veya  şiddeti  teşvik ettiğini düşünüyor musunuz?

Hüsnü ÖNDÜL: Hayır kesinlikle  düşünmüyorum.  Bu  davlar tamamen hukuka  aykırı, siyasi  davalardır.  Zaten Venedik  kriterleri  ile de uyuşmuyor. Yani  AKP’nin politikaları benim  hoşuma  gitmeyebilir.  Sizinde DTP’nin politikaları  hoşunuza gitmeyebilir.  Ama bunlar  demokrasilerde olabilir. Zaten  demokrasiler  buna  imkan tanıyor.  Bunu  için vardır. Türkiye de ki yargının hukuk  anlayışı ile Avrupa İnsan Hakları’nın ve  benim  yargı anlayışım hakkında dağlar  kadar  fark  var.  Dün kü karar da (Anayasanın kıyafet serbestliği  düzenlemesinin iptali) bunu gösteriyor. Diyorlar ki  anayasa mahkemesi siyasi  denetim için konmuştur.  Böyle  bir  şey  yok.   Hukuk devletlerinde yargının denetimi  siyasi  denetim değil,  yargısal denetimdir.  Yani  hukuksal açıdan denetim  yapar. Siyasi  açıdan değil.  Halbuki  bizdeki   mahkemeler pek çok kararda yerindelik  denetimi  yapıyorlar.  Sistemin  koruyucusu  olarak kendilerini  görüyorlar. Dünkü kararda olduğu  gibi  “sen  anayasanın  o  maddesin değiştiremezsin diyor.”  Yahu yasama  organın tasarrufu  karşısında bunu  söylüyor.   Herhangi birisinin tasarrufu  karşısında değil.  Yasa yapma  yetkisi  onlara  ait olan yasama organına karşı yapıyor.  Böyle  bir  şey  olabilir mi? Sen anayasa mahkemesi  olarak  yasaların  anayasaya şekil  olarak  uyup uymadığına  bakarsın.  Çoğunluk  sağlandı mı?  Çağrılar yapıldı mı? vs.   Yasama organı insan haklarına  aykırı olmayacak  şekilde  her şeyi yapabilmelidir.  Anayasa  mahkemesinin  yasama organına  sen  şu  konuda değişiklik  yapamasın deme  yetkisine sahip  değildir. Aksi takdirde kendisini yasamanın yerine koyar.            

Ayrımsızlar:   AKP veya DTP  kapatılırsa ne olur ?

Hüsnü ÖNDÜL: Bu durum Avrupa ülkelerinde  çok  büyük yadırgamalara ve tolumsal tepkilere  neden olabilir. Ama Türkiye de birçok  parti  kapatıldı.  Birkaç gün yazılıyor sonra unutuluyor.  Zaten partilerde  yargının   bu pratiğini  bildiği için bir  B planları  var.

Şimdi AKP iktidar  partisidir. Milletin çoğunluğunun oyunu almıştır, ama milletin  bilmediği bir suçu  varsa hukuken kapatılır. Teorik  olarak mümkündür.  Fakat ortaya  konan  deliller gerçekçi  değil. Bu  parti 6 yıldır iktidarda  hani  nerede  şeriat,  bunun için neler yapıldı.  Somut  olarak bir  şey yok ki.  Yoksa  şeriat  geldi de millet mi görmüyor. Böyle  bir şey  olabilir mi? 

Hatta 6 yıl  öncesine  bakalım.  Şimdi  daha  özgür bir  ortam  var. Yani iktidarın olumsuz  politikaları yanında  birçok da   olumlu  adımları var. Özellikle Avrupa  Birliği  yasalarının çıkması oldukça  önemeli.  Elbette iktidarın  hataları  var. Özellikle biz acımasız bir şekilde  çokça   eleştiriyoruz.  O tamam da  yani şeriatçı  demek nere eleştirmek  nere.  İşte bütün anayasal düzeni  değiştirdi  veya  değiştirmek üzere gibi  laflar saçmalıktan ibarettir.

Ayrımsızlar: Efendim birazda iktidardan uzaklaşıp muhalefete bakalım.  CHP’nin  mevcut yönetimi ve  muhalefeti hakkında ne  düşünüyorsunuz?  

Hüsnü ÖNDÜL: CHP’yi sosyal  demokrat  bir  parti  olarak görmüyorum. Evrensel ölçekte sosyal  demokrasinin ilkeleri  vardır.  Onlarla çelişen  tutum içerisindeler.   Üst yönetimi ile  milliyetçi,  devletçi;  özgürlüklerden ve demokratik standartlardan  ürken ve  korkan  yalnızca Cumhuriyetçi özelliği ile  öne  çıkmış bir  parti konumunda.  Muhalefet  partisi  olarak CHP özgürlükçü  bir parti  değil.       Hükümeti ne özgürlükler konusunda nede insan hakları  konusunda eleştiriyor  veya yönlendiriyor. Aksine hükümetin attığı adımları da  geri çeken bir  konumda.  Otoriter sistemin değişmesine  direnç  gösterir  bir  pozisyonda. CHP  yurttaşların daha  fazla özgür  olmasından rahatsız  oluyor. Daha çok  devletçi  görüşe  sahip  olduğu  iyice  anlaşıldı. Yani  demokratikleşme  konusunda  iktidar  partisinden  daha  gerideler. Geleneksel   sola  göre  sağda  olan  partiler  gerici partilerdir. Sol partiler işçinin,  ezilenin  çıkarını  savunan partilerdir, özgürlükçüdür. Sağda  olan  partiler  ise genellikle  mevcut   nizamın  koruyucusudurlar.  Sermaye  sınıfının  partileridirler,  onların  çıkarlarını  korurlar.   Ama bu  yer  değiştirmiştir. Özellikle AKP’nin Avrupa  Birliğine  paralel  tutum takınmasından  sonra.  Bu  konuda AKP ile CHP’nin  mukayesesi bile  yapılamaz.    Fakat madalyonun  iki yüzü  var.  AKP bu tutumunu Avrupa Birliğine paralel olarak  belirledi.  Keşke bu  tutum,  bu  özgürlükçü yasalar  Avrupa  Birliği  olmadan  kendi parti  programlarında  olsaydı. Yani AKP devlet  politikası  olarak Ecevit  ile   başlayan  bu  süreci   devam  ettirmiş.  Fakat  hedefe  vardıktan,   dış  politikadaki  istekler  bittikten  sonra  2005’te bu  tutum durmuştur.  Bu  böyle  olmamalıydı.  Bu  sadece AKP için böyle  değil,  sol  partiler de  olsaydı  böyle  yaparlardı .  Devlet politikası  bitince  her şey bitiyor.  Kendileri  bunlara   bir şeyler katmıyorlar.  Bunu  nerden  anlıyoruz,  2005  de  müzakereler  başladıktan sonra  geri dönüş  oluyor.  İnsanlar  izleniyor, dinleniyor vs.

 

Ayrımsızlar: Gerçekten Ergenekon adlı  bir oluşum  var mı?

Hüsnü ÖNDÜL: Bilmem.  Ama Türkiye de  çok  eskiden beri  devlet  içine  sızmış  çeteler  konuşuluyor. Var mıdır? Yok mudur?  Bilemem  ama bir  takım  belirtiler  var.  Bir de şunu düşünmeliyiz ki  şuanda   tutuklu  olanların  tamamı  emeklidir.   Veya devlet bürokrasisin de olmayan insanlardır.  Niye şuanda Devlet bürokrasisin de olan insanlar  yok.  Neden şuanda görevli bir subay  veya astsubay yok. Yani  böyle  bir  çete  varsa  bunlar hali hazırda  devlet   yetkisini kullanan insanlarla  beraber  bu   işleri  yapabilirler.  Niye  bu insanlar yok?  Bu  tür  çetelerin,  devlet içinde ki yasa dışı  örgütlenmelerin çözülebilmesi  için  Türkiye nin  gerçek  anlamda  hukuk  devleti olmasından  geçer. Hukuk devleti  demek  hukukun üstünlüğü  ilkesinin geçerli olduğu devlet demektir. Bu  hukuk Türkiye de ki  yargıçların,  savcıların  anladığı  hukuk  değildir. Bizim anladığımız  hukuk da İnsan Hakları hukukudur. Bu  konuda  anlaşmalıyız.  Onların  çıkarttığı  hukuk yasa devletidir.  Zaten  şu anda  yasa  devleti  olmayan devlet  yok ki  dünyada. Yani  bütün  faşist, totaliter  baskıcı devletlerde de yasalar var,  onlarda da hukuk  var.  Yasaların olması hukukun olması, hukukun olması da insan hakları hukukunun olması anlamına  gelmiyor. Onun için biz  içeriği  bakımından insan hakları hukukuna  dayalı  bir  sistemin olmasını  istiyoruz. İşte böyle  bir sistemde çeteler olmaz,  yasa dışı örgütler olmaz.  Olsa da kolayca  temizlenir. Şimdi  Türkiye de devlet içinde devletler var.11 ayrı  dinleme örgütü var.  Genel kurmayın Türkiye deki  pozisyonu  devlet içinde devlettir. Ayrı bir  yargısı  var.  Protokol da  Başbakandan sonra  geliyor,  bakanlardan önde.  Genel kurmay  başkanını  yargılayacak bir yargı  yok Türkiye de. Sivil yargı askeri yargılayamıyor.  Şemdinli  davasında olduğu  gibi.  Dolayısıyla Türkiye de ki  bu mevcut  sistemde devlet içindeki çeteleşmeler ortaya  çıkartılamaz.  Hele ki Türkiye de ki  yargının  durumu bu  halde iken. Ankara Üniversitesinden Prf. Mithat  Sancar’ın  yaptığı  bir araştırmaya  göre Türkiye  yargısı İnsan Haklarını  devletin  güvenliği  açısından tehlikeli  görmektedir.  Yani  devlet  çıkarı söz konusu olduğunda  hukuk mukuk dinlemem  demişlerdir.  Bunu yargıçların % 62 si söylüyor, ben söylemiyorum.  Bu durumdaki yargıdan sağlıklı  kararlar beklenir mi?   Sonuçta insan haklarına dayalı  hukukun üstünlüğü  ilkesini  benimsersek bütün sorunlar çözülür.

Ayrımsızlar: Sizce bu  dava nasıl  sonuçlanır?

Hüsnü ÖNDÜL:Biraz önce  dedim ya Türkiye yargısı  bağımsız ve  tarafsız olmadığı  için her şey güce  göre  şekilleniyor.  Ben bir avukatım,  cezacıyım  ama  mantığım  kabul  etmiyor,  nasıl oluyor da bir tek  kamu görevlisi yok  içerde.  Büyük bir bilgi kirliliği  var.

Ayrımsızlar: Sayın Öndül   biraz  önce siz 6  sene  önceye  kadar özgürlükler  açısından daha iyi durumda  olduğumuzu  söylediniz.  Bu  bağlamda  Ülkemizde ki insan hakları profili nedir?

Hüsnü ÖNDÜL: Yani bir kere  Türkiye  şu anda ölüm cezasının olmadığı  bir  ülkedir. Bu  önemli  bir hamleydi. Bunu  yanında dil yasağı  çoğu  yerde kaldırıldı,  fakat  siyasi  partiler  kanunun da hala daha  dil  yasağı  var. Göz altı  süresi  en fazla  dört gün, gözaltında insanlar  avukatı ile  görüşebiliyorlar. Ve daha pek çok  alanda olumlu  gelişmeler  yapıldı.  Ama son üç yılda,  müzakereler başlayınca problemler de başladı. Yani iktidarın  ödevi  bitti. Şu anda Türkiye yi  rotası olmayan bir  iktidar  yönetiyor. Kendi can  derdinde,  okyanusta rotası  belli olmayan bir gemi  gibi. Son üç  yılda hükümet  İnsan haklarına odaklaşmayı  bıraktığı için  ihlallerde başladı.  Örneğin  düşüncelerini açıkladığı için 2005 yılında 192  kişi hakkın da dava açılmışken  2006 yılında 1032 kişi,  2007 de 1232 kişi hakkında  dava  açıldı. Çeşitli  baskınlar 2005  yılında dibe vurmuşken  2008 yılına gelince bu baskınlarda arttı. Yeni  haklar  için madde çıkartılmıyor.  301. Madde bile sembolik olarak değişiyor.  İnsan hakları  açısından  bu gidişat  pek iyi  değil.

Ayrımsızlar: Ülkemizde  insan hakları ile ilgili çeşitli  dernekler var.  Bu derneklerin, özellikle sizin bu  bağlamda ki   çalışmaları  nelerdir?

Hüsnü ÖNDÜL:İnsan hakları  derneklerinin  öncelikle kavramın tanıtılmasında katkıları olur.  Türkiye de İnsan Hakları kavramını sivil  toplum olarak ilk biz tanıttık. Bu  kavramın  daha popüler hale gelmesinde  bizim büyük hizmetimiz olmuştur. Zaten biz Türkiye nin en eski  ve en büyük insan hakları örgütüyüz. 29 şubemiz  3 temsilciliğimiz var. 1986 da  kurulduk. Bizler  kavramın yanında ikici  olarak  aykırılıkları rapor ediyoruz. Bunu çeşitli kurum ve kuruluşlara bildiriyoruz. Ayrıca eğitim çalışmaları  yapıyoruz.  Kendi personelimizi  eğitiyoruz.  İhlaller  olduğu  zaman başka başka örgütlerle beraber ortak açıklamalar yapıyoruz.  Mazlum-Der, biz,  Helsinki Yurttaşlar  Derneği  v.b. gibi derneklerle dayanışma içindeyiz. Mesela Mazlum-Der siyasi  görüş olarak bizden farklı. Onlar  biraz daha  dini  duyarlılığı   olan arkadaşlar,  fakat ortak paydamız var, o da İnsan Hakları’dır.

Ayrımsızlar: Efendim son olarak Türkiye deki inanç özgürlüğü ve  başörtü  meselesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye  nereye gidiyor?

Hüsnü ÖNDÜL: Evet, AKP İnsan Hakları politikası  açısından bir taktik yanlış  yaptı. Doğru bir politika değil.  Ama biz  ona rağmen  başörtüsü  yasağını  kaldıran anayasa  değişikliğini  olumlu bulduğumuzu bir  basın açıklaması ile  duyurduk. Aslında AKP bizi kandırdı.  Dedi ki: sivil anayasa yapacağız, işte taslak hazırlandı. Toplumun görüşü  alınacak dediler.  Bizler  bir çok  panel yaptık,  çeşitli görüşler ortaya  çıktı. Tam bu sırada sayın başbakan çıktı dedi ki, biz  başörtüsü   ile  ilgili anayasa değişikliğini  yapacağız,  ötekini dondurduk.  İşte bu temel bir  yanlıştı. Zaten toplumda sayın başbakanın, kendi  dünya görüşü  ile  ilgili  özgürlükler istiyor  kanaati vardı, bu pekişti. Ama biz  buna rağmen  özgürlük,  özgürlüktür dedik  ve  destekledik. Hatta bazı insan  hakları dernekleri  olumsuz  açıklamalar  yaptılar. Ama bizim açıklamalarımız hep  olumlu oldu.

Şimdi bu  kriz nasıl  çözülür,  bilemeyiz.  Türkiye de Cumhuriyetçi  kanadın, otoriter  sistem yanlısı tarafın katı  tutumu devam ediyor.   Bunun üzerinden  politika  üretiliyor. Doğrudan doğruya milletin iktidarına ortak olduklarının bu yolla ilan ediyorlar. Yargı siyasi iktidara ve  yasama  organına dedi ki: Vatandaşın özgürlük  alanını da  genişletsen bazı  konularda  bunu  yapamazsın. Ben varım,  dedi.  Bizi korkutmaya  çalışıyorlar. Gece  yarısı  bildirilerinin yerini yargısal darbeler aldı diyebiliriz. Bu  açıdan durum pek iyi  değil.  Onun için en kısa  zamanda anayasal  çalışmalar başlamalı  ve  devam  ettirilmelidir. Bu  anayasa da halka sunulmalıdır. Halk da diyecek ki ben bu  anayasayı kabul  ediyorum.  Ondan sonra  yargı  veya asker kalkıp ben bu  anayasayı kabul  etmiyorum,  diyemeyecek.  Ama AKP’nin anayasası değil  toplumun anayasası  olacak.

Ayrımsızlar: Efendim 12 Şubat 2008 tarihinde Türkiye nin değişik siyasi görüşlerinden,  inanışlarından, yaşam biçimlerinden insanlar  bir araya  gelip bir grup  kurdular ve  adına da Ayrımsızlar dediler. Ve ülkesini  seven, diğerlerinin  tercihine,  inanışına,  görüşüne karışmayan herkes bizim kardeşimizdir dediler.  Ve amaç  olarak da  kişisel hak ve  özgürlükleri savunmak,  ülke içi  kutuplaşmaları  engellemek , insan hakları, özgürlük ve  barış  gibi  kavramları yaymak olarak  belirlediler.  Buna göre Ayrımsızlar hakkındaki düşünceniz ?

 Hüsnü ÖNDÜL:Şimdi bu söylediğiniz amaçlar bizimde paylaştığımız amaçlardır. Biz  genel olarak insan hakları ile  ilgili  olan  her türlü çalışmaya olumlu  bakıyoruz.  Son on  yılda İnsan haklarının çeşitli  alanlarında örgütlenmelerinin  çoğaldığını  görüyoruz. Bundan da sevinç duyuyoruz. Tabi işbirlikleri yapılabilir, devamlı  iletişim  halinde olunmalıdır.   

Ayrımsızlar: Efendim sizde bir AYRIMSIZ mısınız?

Hüsnü ÖNDÜL: Tabi ki…..

Röportaj ekibi : Ömer Naci FİDAN , Selim DİLER , Gülesen KILIÇ

İşbu röportajın kaynak göstermek şartıyla ( www.ayrimsizlar.com ) serbesttir.

 

 

 








Bu haber 1,723 defa okundu.




Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (3)
  • Metin Batmaz / 27 Aralık 2008 17:40

    Samimiyet?

    Ben İHD'nin amacının gerçekten insan hakları olmadığını düşünüyorum,onun içinde bu açıklamalarını samimi ve iyi niyetli bulmuyorum.Bu dernek tamamen bölücülere hizmet eden bir dernektir.Kendilerine terör örgütü hakkında da bir kaç soru sormanızı beklerdim.Mesela söyle basit bir soru:PKK bir terör örgütümüdür?Hatta bu birinci soru olmalıydı ki verilen cevaba göre röportaja devam edilebilsin.Çünkü Ayrımsızlar hareketinin bildirisinin tamamına aykırı bir dernek olduğu bu soruya verilen cevaptan anlaşılacaktır.
  • raşit yalçın / 23 Temmuz 2008 02:23

    tebrikler hocam

    hocam ben raşit güzel röpertaj ...
  • mert cankurt / 13 Haziran 2008 12:34

    ayrımsızlar tebrikler

    Boyle bir röpörtaj gerceklerştirdiğiniz için tebrik ederim ayrımsızlar bu konudakı çalışmalarınızın devamını dilerim kolay gelsin





Anket

Türk-Kürt kimlik tartışması hakkında sizin düşünceniz?
  • Türküm ve bu ülke sadece Türklerindir...
  • Türküm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Kürdüm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Ben bir Kürdüm ve ülkenin bölünmesi taraftarıyım...
  • Diğer

En Çok Okunanlar


Google Ayrımsızlar