Ayrımsızlar: Siyasi görüş olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Uğur Aslan: Çok radikal keskin bir siyasi görüşümün olduğunu söyleyemem. Ama muhafazakar olduğumu, demokratik bir anlayışım olduğunu, ulusa ve milliyete önem verdiğimi söyleyebilirim. Muhafazakarlık biraz geleneksel bir miras. Dolayısıyla onu sürdürmekte, yürütmekte bir beis görmüyorum. Benden sonraki kuşaklara da bunun kalmasını istiyorum. Ülke sevgisi, muhafazakarlık ve adaletli olma, demokratik olma çocuklarıma da kalsın isterim.
Ayrımsızlar: Sanat faaliyetleriniz var. Son çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Uğur Aslan: Benim sanat faaliyetim daha ziyade edebiyata yakın birazcık. Müzikal altyapılarla şiirleri seslendiriyoruz. Biraz daha cazip hale getirip özellikle genç insanlara sunuyoruz. Şarkıya göre, türküye göre şiir zor bir şey. Birçok şeye göre hem pazarlaması zor olan hem alıcısı az olan bir alan. Bu zor alanda renkli işler yaparak, bu alanı renklendirerek, bunun hem sevenini hem de alıcısını arttırmaya çalışıyoruz. Bunun iki sebebi var. Birincisi ben şiiri seviyorum ve bu işi severek yapıyorum. İkincisi de bizim ülkemiz için, toplumumuz için önemli bir miras, Karacaoğlanlardan , Yunus Emrelerden devraldığımız bir miras. Şiir Türk toplumunda önemli yeri olan bir şey. Bunu bizden sonraki kuşaklara da devredebilmek amacımız. Bu nedenlerden dolayı, şiirle, edebiyatla ve müzikal şiirle uğraşıyorum.
Ayrımsızlar: Son günlerde yeni çalışmalarınız neler?
Uğur Aslan: Yeni bir albüm hazırladık. KaragümrüK’ü yapalı üç yıl oldu. Karagümrük 4. albümümdü. Şuan 5.yi hazırladık. Ağustos sonu gibi onu da sevenlerimizin beğenisine sunacağız.
Ayrımsızlar: Deniz Feneri ile ilgili olarak; önemli bir isimsiniz. Bir TV programından Kızılay’a rakip olacak derecede büyük bir dernek haline geldiniz. Şu andaki geldiğiniz nokta itibariyle hedeflerinize ulaştınız mı? Gelecek için neler düşünüyorsunuz?
Uğur Aslan: Deniz Feneri güzel yerlere geldi. Bir TV programı olarak başladığımız bu işin ülkemize güzel bir sosyal kurum kazandırmış olması bizi çok çok mutlu ediyor. Farklı TV programlarına ve farklı sosyal toplum kuruluşlarına örnek olmuş olması bizi çok çok mutlu ediyor. Memleketimizde bu tür programların ve hayır kuruluşlarının sayısının artması bizi çok mutlu ediyor. Yaptığımız işten çok aslında örnek olduğumuz o kadar çok iş var ki, onların mutluluğu dahi bize yeter.
Deniz Feneri iyi bir noktaya geldi artık. Ben güzel, sosyal sorumluluk sahibi işleri ülkemizie kazandırmaya devam etmek niyetindeyim. Elimden geldiğince, ömrüm yettiğince, Deniz Feneri ve Deniz Feneri gibi güzel işleri ortaya çıkarabilmek için çalışmaya devam edeceğiz. Gelecek için söylemek gerekirse, Deniz Fenerinin ütopik amacı ‘’Sadece Türkiye’de değil, yeryüzünde son ihtiyaç sahibi kalıncaya kadar yoluna devam etmek.” Dünya döndüğü sürece, biz artık hayatta olmasak bile, Deniz Fenerinin görevine devam etmesi en büyük arzumuz.
Ayrımsızlar: Deniz Feneri derneğinin iç idari işleyişi ve sistemi hakkında bilgi verir misiniz?
Uğur Aslan: Ben Deniz Fenerinin ilk kurucusuyum ve ilk başkanıyım. İlk üç yıl ben başkanlık yaptım. Şu an Deniz Fenerinin tanıtımıyla ve programıyla ilgili sorumluluğum var.
Ayrımsızlar: Sağ elin verdiğini sol elin görmemesi prensibine aykırı mı davranıyorsunuz? TV ye çıkmak istemeyenler oluyor mu? Bunlar için neler yapıyorsunuz?
Uğur Aslan: İlk tepkiler böyleydi. İlk başladığmız yıl gelen tepki buydu; ‘’sağ elin verdiğini sol el görmemeli.’’ Televizyonda yayın yapıyoruz. Teknoloji o kadar değişiyor, o kadar gelişiyor ki; Vizontele’de de böyle bir şey vardı, “ biz Zeki Müreni göreceğiz, Zeki Müren de bizi görecek mi? “ gibi bir şeye benzetiyorum. Ben bu eleştiriyi duyunca onu hatırlayıp gülüyorum. Teknoloji artık çok gelişti. Artık televizyonu, bilgisayarı her alanda kullanıyoruz. İletişim alanında, alışverişte, evlilikte, yardımda, hayırda. Dolayısıyla televizyonu ve bilgisayarı, içinde bulunduğumuz çağın olanaklarını, yaşadığımız her alanda kullanmamız artık kaçınılmaz. Kullanmazsak, işte “ Zeki Müren de bizi görecek mi?” komikliğine düşeriz.
Artık zaman değişti. Sağ elin verdiğini sol el iyi ki görmüş. Bundan 11 yıl önce başlayan bir şey. Deniz Fenerini örnek alıp kurulan derneklerin sayısı yüze yakın. Yapılan ulusal ve yerel programların sayısı yüzün üzerinde.
Deniz Feneri derneği her hafta 2000 in üzerinde aileye yardım ediyor. Ekrana çıkanlar 4 aile. Yani çekim izni alınmış dört aile ekrana çıkıyor. 1990 küsür aile ekrana çıkmadan, görünmek istemeden yardımını almış oluyor.
Ayrımsızlar: Yardım takip sisteminiz var. Yardımı eden kişinin yardımının kime gittiği görülebiliyor. Yardım edilen kişi açısından bunda bir beis yok mu?
Uğur Aslan: Devletin istediği evraklarda onun isminin mutlaka bizde olması gerekiyor. Bugüne kadar bir milyona yakın insan Deniz Feneri’nden yardım almış. Deniz Feneri bu 1 milyon insanın ismini hiçbir yerde açıklamadı. Tabi ancak programda çıkan haftada 3 aile 4 aile. Onlar da kendilerinden izin alınarak.
Ayrımsızlar: Geçen sene Alman polisinin Kanal7 ve Deniz Feneri Avrupa şubesine yaptığı baskının kamuoyunda yankılanış biçimini nasıl değerlendiriyor sununuz?
Uğur Aslan: Türkiyede çok farklı görüşlere sahip olan medya kuruluşları var. Hatta öyle medya kuruluşları var ki, bir dönem ortaya çıkıyor, mesela seçimden önce ortaya çıkıyor, seçimden sonra satılıyor bitiyor. Dolayısıyla bu insanlar kendi amaçlarına yönelik haberler yapıyorlar.
Kimi basın kuruluşunda “kaçak işçi” diye çıkarken, kimisi eleştiriyor, kimisi yere göğe sığdıramazken başka birisi farklı bir biçimde yeriyor. Bunu Türkiyede çok olağan olarak karşılıyorum. Övgü olduğu gibi, farklı bir kesim eleştiri de yapacak. Türkiyede zaten güzel işlerin eleştirilmemesi mümkün değildir. Yani Deniz Feneri gibi bir iş bile başlarken çok eleştirildi. Deniz Feneri bile eleştiriliyorsa, Türkiyede her şey eleştirilecek diye düşünüyorum. Çok garip karşılamıyorum.
Ayrımsızlar: Size ve çalışmalarınıza yansıyan çok olumsuz bir yanı oldu mu?
Uğur Arslan: İnsanlarımız artık bilinçli. Neyin nerde olduğu ve neyi etkileyebileceği iyi ayırt edebiliyorlar. Almanya’da olduğu için, orada olumsuz etkileri oldu. Ama Türkiye’de herhangi bir problem olmadığı için Türkiyedeki çalışmalarımıza olumsuz etkisi olmadı.
Ayrımsızlar: Gündemdeki başörtüsü ile başlayıp kapatma davası ile devam eden süreci nasıl değerlendiriyorsunuz. Bunu sizden duymak istiyoruz.
Uğur Aslan: Ben de herkes gibi izliyorum aslında bunu. Bütün bu olanları bir film izler gibi, gerçekle ilgisi olmayan, senaryosu önceden yazılmış, işte insanlar izlesinler, takip etsinler, etkilensinler diye yapılmış bir filmi izler gibi izliyorum. Herkes de benim gibi izliyor sanıyorum. Nasıl ki sinemada bir filmi izlersiniz. Ve sinemadan çıktığınızda siz yine sizsinizdir. Hayat görüşünüz yine sizin hayat görüşünüzdür, hiçbir şey değişmez. Sadece etkilenmiş, duygulanmış, belki ağlamış, belki gülmüş olursunuz. Bunu da öyle değerlendiriyorum ben. Gündemdeki son gelişmeleri bütün ülke bir film izler gibi izleyecektir. Bittiğinde de herkes yine kendi düşüncesiyle, mantığıyla, siyasi düşüncesiyle çok da fazla etkilenmemiş olarak yoluna, işine, gücüne, hareketne devam edecektir diye düşünüyorum.
Ayrımsızlar: Kapatma davasının ülkeyi etkilemeyeceğini mi düşünüyor sunuz?
Uğur Aslan: İnsanların zihnini etkilemeyecektir. Yani kapatılabilir de kapatılmayabilir de, ama kimsenin fikrini değiştirmeyecektir bu iş. Herkesin görüşü neyse, yine o devam edecektir bence.
Ayrımsızlar: Bunu hukukun siyasete müdahalesi olarak görmüyor musunuz? Türkiye için bir geri süreç olur mu?
Uğur Aslan: Olsun veya olmasın, benim zihnimdeki neyin doğru neyin yanlış olduğu fikrini değiştirmeyecektir bu. Çok önemli değil yani.
Bir partinin kapanması hangi ülkede olursa olsun bence bir geri süreçtir. Yani kapatarak veya kapatmayarak kimse hiçbir yere varamayacak.
Ayrımsızlar: 12 Şubat 2008 tarihinde değişik siyasi görüşleşden,inanışlardan,yaşam biçiminden insanlar bir araya gelip bir grup kurdular ve adınıda Ayrımsızlar dediler ve ülkesini seven , diğerinin tercihine ,inanışına ,görüşüne karışmayan herkes bizim kardeşimizdir dediler ve amaç olarak da kişisel hak ve özgürlükleri savunmak, ülke içi kutuplaşmaları engellemek, insan hakları , özgürlük ve barış gibi kavramları yaymak olarak belirlediler.Buna göre sizin Ayrımsızlar hakkındaki düşünceniz? Şunu da sorayım siz bir AYRIMSIZ mısınız?
Uğur Arslan: Söylediğiniz sözler kulağa çok hoş geliyor. Ben de gerçekten bir AYRIMSIZIM. İnsan , din, dil, ırk ayrımı yapmadan herkese eşit gözle bakabilmeyi isteyen ve seven bir insanım. Tabi ne düşündüğümüz değil, sonuçta ortaya ne koyduğumuz çok önemli. İnşallah bu hareketin de ben ortaya güzel işler koymasını, ülkedeki güzellikleri arttırmasını temenni ediyorum. Ben de sizi destekliyorum. İnşallah ülkemizde barış, insanlık,güzellik, sürekli ileri gitme, ilerleme devam eder diye temenni ediyorum.
Ayrımsızlar: Bizimle röportaj yaptığınız için çok teşekkür ederiz.
Uğur Aslan: Ben teşekkür ederim.