HAYFA!
Can kokusu hayattayken hissedilmiyor;hissetmemize engel olan duyularımıza hayfa.Zamansız zamanın teşrif-i mekanındayız,evet...her önemli eksiklerimizi kapattık.kurtlarımızla ve börtü böceklerimizle hörgücümüzü doldurduk.Yadırgıyoruz artık bizi biz yapan her masum durumumuzla aynada bakıştığımızda.Acaba hiç mi dönüp bakmamışız kendimize?Hayfa,tedirginliğimizle gelen lezzet dolu telaşlı zamanlarımızı mesken tutan ürkek ama bir o kadar da yaratık misali salınan huyumuza hayfa!Hayali gerçeğe,yani gerçekte bilinmeyene,yırtık girdaplara gark olup,alnımızdaki ebruyu tereddütsüz günahlarda avutan ruhumuza hayfa...
Kusurluyuz...aksini iddia etsek de kusurluyuz.Kalbin katranını o kadar doldurmuşuz ki;arınmak arzusuyla yanan kalbi duyamaz olmuşuz.Çarka çomak sokan yanılgılarımıza da hayfa!Hayfa,kargaşanın azizleriyle,soylu vasfımızı kör ve Rahman'sız odalara hapseden hatalarımıza hayfa..
Davalardan davalara yuvarlanıp hakkı yoketmenin haksız sokağında adalet kiralayarak kalem kıran parmaklarımıza,zafer sanılan kayıplarımıza ve de lakayd kayıplarımızı onaylayan ahmak zekalarımıza hayfa!Hayfa,barış güvercinlerine kıran girerken ses vermeyen ve onursuz tanıklar olarak sulu ve ama tavrımıza hayfa.Fesat birliğini ayaklandırdık,cennet yoluna adım atamıyoruz,yaratılan her mahluka soysuzca saldırılar planlıyoruz.Hayfa,yaşamını o hakedene verilen zulme memur eden zaaflarımıza hayfa...
İzahsız kabullenişlerle hangi kurtuluşu tahayyül edelim?hakikate benzeyen bir iblis şaşırtması bu..Kandilimize sürülen yağ,ufkumuzu aydınlatmıyor.Görebildiklerimizle umumi bir çatışma,kıyıcı bir anlaşmazlık içindeyiz.Zira tanımıyoruz.Zira tanınmıyoruz da.Zira birileri sanki bizim adımıza bir şeyler tezgahlıyor.Durup düşünmeyi tamamladık sanıyorum,artık harekete geçsek,fena mı olur?VESSELAM...
TUĞBA ASLIHAN GÖÇER