ÖNEMLİ DUYURU : HAKKIMIZDAKİ SORUŞTURMA SONUÇLANINCAYA KADAR SİTEMİZ KAPALIDIR !!!

ZULÜM

ZULÜM

Ayrımsız kalemlerden Sinem ALP 'ten demokratikleşme sürecine bakış açısı..


26 Ağustos 2009 11:29
font boyutu küçülsün büyüsün


ZULÜM

Geçen yıl Türk Dış Politikası dersimizde Hocamız gelip bize sevgili gençler,Türkiye’nin Dış politikasını yönlendiren vakalardan ilginizi çeken,merak ettiğiniz herhangi bir konuyu araştırın öğrenin bana bunları sayfalara dökün ve getirin dedi.Bu konuşmayı takip eden günlerde sınıf arkadaşlarımın aldığı genel konular içerisinde Milletler cemiyeti’ne girme sürecimz,Hatay sorunu gibi dönemin sorunları,NATO’ya kabulumuz,AB süreci gibi klasik konu başlıkları vardı.Ben ise yaklaşık bir ay geçmesine rağmen konuma karar verememiştim.Sonra birden aklıma geldi,neden Şeyh Said İsyanı’nı araştırmıyorum diye.İç kanama gibi görülen bu vaka aslında ülkenin dışa karşı direncini kırmış,ülkeyi halsiz, yeri geldiğinde savunmasız bırakmıştı.Başladım araştırmaya.Soluğu ilk aldığım yerlerden biri Diyarbakır Merkez Kütüphanesi olmuştu,İstanbul Üniversitesi merkez kütüphanesi devasa büyüklükte olmasına rağmen oraya tenezzül etmemiştim.Çünkü emindim,bu isyanın yaşandığı yerlerde daha orijinal kaynaklar bulacağıma.Ama üzülerek büyük bir hüsran yaşadığımı söylemem gerek.Koskocaman kütüphanede tek bir kaynak dahi bulamamıştım.Bana kaynakları bilgisayar ortamına aktardıklarını henüz aktarılamayan kitaplar olduğunu bu yüzden bulamamış olabileceklerini söylediler.Pek itibar edemedim bu söze nedense.Neden soruları beynimde yankılanır halde kendimi kütüphaneden dışarı attım.Hayli sinirlenmiştim.Sokaklarda yürürken şunu düşündüm;neden bir şehir acı da olsa yaşadığı tarihi kütüphanesinde barındırmaz.Bu sorunun cevabı ya itiraf etmesi zor ya da yok.

            Herneyse sonraki günlerde gerek bu konuyla ilgili çevremdeki arkadaşlarımdan,gerekse Taraf gazetesi yazarlarından Ayşe Hür’ün yazısıyla tamamladım yazımı.Sonra yazıma dönüp baktığımda o kadar akademik üslup kullanmışım ki kelimeler kendisini bir köylü kızı edasında saklamış,çekinmiş belki de korkmuştu kendilerini ifşa etmeye.El hasıl yaşanılanları gözyaşları içinde belki kağıdı parçalarcasına yazmak isterdim.Ama işte akademik üslup önemliydi,nihayetinde kendi benliğime kalacak bir yazı yazmıyordum.

            Bu yazıda bana kağıdımı parçalatacak hırsı veren en önemli nokta karşılaştığım 1925 Şark Islahat Raporu’ydu.Adından da anlaşılacağı üzere 1925’te çıkan Şeyh Said İsyanı ki bu isyan bir irticai faaliyet  olup Kürtlerin milliyetçilik ideolojisine hala cahil olduğu dönemlerde çıkmıştır,işte bu isyan sonucunda dönemin karar alıcı elitleri Şark’ı ıslah etmeye çalışmışlar.29 maddelik bu ıslahat raporunda Kürtçe konuşmak yasak,Kürt çocuklarını askerlerde silahlı görevlere getirmek yasak,Doğu’da hükümet binalarını görkemli ve görünür yerde yapmak esas(ulus inşa sürecidir),Doğudakileri Batı’da iskan ettirmek ve Batıdakileri de Doğu’da cazip maaşlarla memurluklara getirmek (Doğu görevi deriz) esas.Herneyse bu 29 maddeyi okuyunca herşeyi daha iyi anlayacaksınız.

            İşte yasaklar böyle başlıyor.Büyük Selçuklular döneminden itibaren şimdi ödümüzün patladığı Kürdistan kelimesinin, Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar bir bölge adı olduğunu çok nadir insan bilir.Demek ki Kürtlere karşı gün geçtikçe kompleksimiz artmış.İsyan döneminde devlet kanalıyla hazırlanan ıslahat raporu denilen asimile esaslı maddeler,kendi karşıtını doğurmuş ve PKK adı altında olgunlaşmıştır.Bilindiği üzere fizikte her etki karşılığında bir tepkiyi doğurur.Zahirdeki baskı batında bir birleşmeye ve tekrar zahirde bir başkaldırıya dönüşmüştür.İşte bu başkaldırış ve tekrar buna tepki ile TC ordusunun bastırışı ve daha sonra kısır bir döngüye dönüşen başkaldırış ve bunun bastırılışı gnümüze kadar tekrar edip durmuş ki tarihten ders alındığında tekerrür etmeyeceği artık sabittir.Neyseki artık ders almaya başlamışız.Ders alana kadar verilen zayiatlar,yıkımlar,zulümler her ne derseniz deyin katlanarak büyümüştür.Ama en iyi tarif zulümdür.

Zulüm dendiğinde aklıma iki şey gelir;ilki Mehmet Akif’in dizeleri,ikincisi Nizamülmülk’ün Siyasetname kitabında zikrettikleri.Der ki Nizamülmülk:”Melik inkar ve küfürle ayakta kalabilirse de zulümle ayakta kalamaz”.Cümleyi açarsak bir Melik aslında inkar ve küfürle de ayakta kalamaz;hadi oldu diyelim böyle bir şey ama zulüm etse işte kendi ipini çekmiş olur.İşte Mehmet Akif’in zulmü alkışlayamaması belki bundandır.Melik’in yerine herşeyi koyabilirsiniz.Türk Silahlı Kuvvetleri,PKK,Başbakan,DTP Başkanı,İktidar,Muhalefet…Nizamülmülk’ün 1072’lerde yazdığı eserini biz asırlar sonra dahi hakkıyla idrak edememişiz.Neyse ki dönemimizin iktidarı bu zulme bir dur demenin vaktinin gelmiş hatta geçmiş olduğunu düşünmüş olacak ki Demokratik bir açılıma gitti.

Demokratik açılıma girilen bu süreçte hiçbirşeyin kolay olmadığı görülüyor.Yarım asırdır kanayan yaranın ne kadar derinleştiğinin anlaşıldığı,ama hala bir çözümden medet umulduğu bir  süreçtir bu.Ama bana kalırsa umabilmek bile bir yarayı iyileştirmek için güzel.Ye’s bataklığının içine herşeyi çekebilecek kadar geniş olduğunu hatırlatmak lazım.Şimdi o bataklıkta bir el gözüktü tutup çekmeye çalışıyoruz.Çalışıyoruz da karşımıza çıkan engellere ne demeli?Bazılarının koltuk sevdasından mı dersiniz,ideolojik yobazlığından mı dersiniz mikrofonlara bas bas bağırması meydanlarda naralar atmasından tutun daha nice engeller…

Bu karmaşada Ahmet Altan’ın yazısı yetişir imdadıma:Soranın da anasını…Bu yazıyı okuduğumda işte budur dedim.Madem biz bu zulüm bitsin diye yıllardır kan kaybediyoruz,artık barış olsun dediğimizde herkes kaçıyor,asabileşiyor.Ahmet Altan’ın tabiriyle ve bana ait cümlelerle diyorum ki bu barıştan kaçanın da anasını…

Niye kaçıyorsun dediğinde,aldığın cevap üniterliğe tehdit,Amerika’ya dalkavukluk…Bunlar klişeleşmiş olduğu için yazdım daha niceleri var.Üniterlik desen silahla ayakta tutmaya çalıştığınız üniterliği bir de böyle ayakta tutalım diyorlar,ülkenin menfaati için savaştan kaçınılır çünkü savaş maliyetlidir diyorlar ama gelin görün ki duvar dile gelir karşı çıkanlarda söze itibar görmezsiniz.Amerika çıkarlarına göre hareket ediyormuşuz.Bu ülke ki zamanında İsrail’i tanıyan ikinci ülke değil mi?Herşeyi yaptınız da kendi iç sorununuzu halletmeye gelince neden saçma nedenler buluyorsunuz?Uluslararası ortamda attığınz her adıma muhakkak ki bir müttefik bulursunuz,çıkarınız örtüşür.Öyleyse AB’ye de girmeyelim,belki bizden çıkarı vardır Allah muhafaza…İşte asırlardır bu saçmalıklarla uğraşıyoruz.Ne siyasetten ne barıştan ne de savaştan anlıyoruz.

Bırakın açılsın artık bu devletin önü.Kardeş katli bitsin.Biz asırlardır omuzomuza olan Kürt ve Türk vatandaşları arasındaki bu saçma,stabilize ilişkiler bitsin samimiyet vuku bulsun.Ama öyle görünüyor ki biz  birbirimiz öldürmeyi,sevmekten;yapmacıklığı samimiyetten daha çok beceriyoruz.

Umarım gelecek güzel günler ülkemizindir.Ve öyle olacaktır.Çünkü kendi iplerini çekenlerdir zulüm yapanlar.

                                                                                                          Sinem Alp

                                                                                                          26-08-2009       








Bu haber 517 defa okundu.




Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (8)
  • Esra Balcı / 13 Ekim 2009 11:36

    Kürt faşizanlarının yaşadığı tek şey "Kimlik bunalımı" dır. Aslına bakarsanız tarihleri, kimlikleri konusunda bile net değiller.Kendilerine bir tarih yaratmaya çalışıyorlar.Bugün tarih yaratamazsınız, tarih yaratılmıştır, yaşanmıştır. Ve o tarihin içinde mutlaka ezilen olmuştur, kazananda.
    Savaşlar ve bunalımlarla toplumlar yaratılmıştır.Fakat Kürtler hiç bir zaman "toplum" olamamışlardır. Ve bir yapı oluşturamamış olmaları; sizin tabirinizle Türklerin "zulümlerine" bağlanamaz.
    Vatana bağlılık ırksal bir mevzu değildir. Eğer öyle olsaydı bu ülkeden yaşayan pek çok etnik grup kendilerine Türk diyemezlerdi.
    Uzun ortak geçmişleri olan pek çok ayrı kimlik hem diğerlerine benzemiştir, hemde diğerlerini kendisine benzetmiştir. Asimilasyon ise çok ayrı bir mevzudur.Kasıtlıdır.
    Kürt milliyetçilerinin iddiaları Türklerin kendilerine bir asimilasyon politikası güttüğü yönündedir.Halbuki tamamiyle kendilerini meşru kabul ettirmek çabasıyla vatana ihanet eden, yeri geldiğinde kendi kardeşine kendi köylüsüne silahı tutan Kürt faşistleridir.
    Kürt milliyetçileri demek bile yanlış ve tehlikeli olabilir. Çünkü onlar hiç bir zaman millet olamamışlardır.
    Velhasıl yazınız tamamiyle duygusal içerikli olmuş."Arabesk" bir üslup.
    Kürtlerle ilgili, büyük sözler etmeden önce; nereden geldikleri ve ne olduklarıyla ilgili bilgi sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelisiniz..Size gerçek bir araştırma yazısı linki yolluyorum. Dikkatlice okuyun. Mustafa Aksoy hocanın makalesinde "Açılım" ve "Kürtçülük" konuları işlenmiştir. Aksoy hocaya selamlar..

    http://www.mustafaaksoy.com/default.asp?inc=makale&id=43

    http://www.mustafaaksoy.com/default.asp?inc=makale&id=44
  • sinem alp / 1 Eylül 2009 17:39

    yorumlarınız için gerçekten çok teşekkür ederim.tabi ki olayı kişiselleştirmiyorum.bunların hepsi birer beyin fırtınasıdır,sorunları çözmek için olması gereklidir.ben bu sorunun olduğu ve ezilen bir kesimin olduğu iddiasındayım,sizse bunun aksini düşünüyorsunuz, olabilir.saygı duyarım.
    yalnız üzüldüğüm sizin deyiminzle "olmayan bir sorun" üzerine bu kadar kan kaybetmişliğimizdir.demek ki şimdiye kadar tüm korkularımız bir paranoyaklıktı.
    Dersim olaylarını anlatan bir belgesel izlemiştim,İst Bilgi Üniversitesinde.Dersimde yaşanılanlar üzerine.Araştırmacı ilk başta kamera kaydını başlatıyor,yaşnılanları anlatmasını istediği amca kamerayı görünce konuşmam diyor,ve devletten korktuğuna dair bir kaç kelime sarfediyor.Bir başka amca şöyle diyor;hepimiz kaçmıştık...askerler köye geldiğinde..saklandığı yerden bir olaya şahid oluyor.olay şöyle:yerde yatan cansız bir kadın bedeni..ve üstü başı yırtılmış şekilde yerde uzanıyor.yanında küçük bir çocuk annesinin cansız bedeninden habersiz, yanında toprakla oynuyor bir yandan da gidip annesinin memesinden süt emiyor.ve askerler geliyor.bu çocukta böyle böyle geberir diyor.fakat arkadan gelen bir başka asker süngüsünü çocuğa vurup dereye yuvarlanmasına neden olyor...
    Bir başka yaşlı teyze de 90 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala hıçkırıklarla ogünleri anlatıyor.Ve en sonunda o kadar acı birşey söylüyor ki;bizim halimize gavur ağlardı diyor.
    Şeyh said yargılanmak için hakim karşısına çıktığında şöyle bir ifade kullanıyor:
    Ben önce Türktüm sonra Müslüman oldum,Şİmdi ise Kürdüm diyor.
    Bu bize neyi gösteriyor zulmun kimlere karşı işlendiğini sırasıyla veriyor.İlk başta Osmanlı döneminde toprklarını kemiren Zalimlerin Türk düşmalığı, daaha sonra Şeyh saide göre TC kurulduğunda getirilen sistemle Müslümanlaara ve daha sonra da bir irticai faaliyet olan Şeyh Said isyanını Kürtlerle şahsi sorun yapan devlete inat böyle kelimeler sarfetmiştir.
    Ben bir şehit torunuyum dygu hanım,dedemin dedesi Doğudan Çnakkaleye savaşmak için gitmiştir.biz bu ülkeyi omuz omuza savaşarak kutrtardık öyle değil mi?Bir Kafkaslı Kafkas olduğu için katledilmemştir ama bir Kürt Kürt olduğu için katledilmiştir.Eğer Kafkasların başına böyle bir zulüm gelseydi ben bu zulmu Kafkas krdeşlerimin zihninden silmek için Hz İbrahim-karınca mevzusunda olduğu gibi ben de bir damla su taşırdım belki faydam olur diye.
    Fazla da bu tartışmayı uzatmakta istemiyorm açıkcası keşke yüzyüze bir konuşma fırsatımız olsaydı sizinle.
    tekrar teşkkür ederim.
    vesselam
  • Duygu Asena / 1 Eylül 2009 13:35

    Sevgili Sinem kardeşim yazarlığa olan şevkin açık yorumlar asla bunu önlemeye yönelik değil.O yüzden sakın kişiselleştirme.
    Ben bir sosyoloğum ama işimi yapamıyorum ne yazık ki.Ne yazık ki bu ülkedeki pek çok insan kendi işini yapamıyor neden ya bir görev tanımlaması yok ya bir iş sahası yok ya bir kaynak yok.Yok yok yok.Yoklar ülkesi adeta.İnsanlar bizler sizlerin ebeveynleri adeta ekmeğimizi taştan çıkıyoruz.Çocuklarımızı yarınlarımızı okutuyoruz.Neden aydınlık yarınlar için.
    Şimdi gelelim mevzumuza, siz öyle bir edebiyat yapmışsınız ki gidin halka bakın yok Obamaya değil, kenar mahhallelere gidin :) Tamam bakıyoruz şimdi hem de çevremize bakıyoruz İstanbula şehrin merkezinde bir gecekondu mahhalesi ne suları var ne elektirkileri var.Çocukların okuması gibi bir durum zaten yok.Hadi açılalım şehir merkezi sizin tatmin etmeyecek il dışına çıkıyoruz köylü ağlıyor,ürünlerimiz ederine alınmıyor,emeğimizin karşılını alamıyoruz diye.Karadenize git aynı dert , Akdenize git aynı dert , Ege'ye git aynı dert.Türkiyenin neresine gidersen git imkansızlıklar içindeki pek çok bucak,köy vs. çıkar karşına. Suyun olmadığı, elektiriğin olmadığı, okulun olmadığı, yolun olmadığı, işin olmadığı..Velhasıl bu dertlerle müzdarip olan sadece sizin edebiyatını yaptığınız "ezilmiş, Kürt kardeşlerimiz değildir".
    Doktordan Kürt diye geri çevrilen birileri varsa bil ki Roman (Çingene) diye çevrilenlerin sayısı daha fazladır.O yüzden bu bahsi bitmez sancılardan gelip olayı Kürt sorununa bağlarsan, vay efendim "yapılan zulümdür." "PKK da bu zulümün sembolüdür"."O zaman onu da Allah kahretsin" eee sonuç? Hadi bir çıkarsama yapalım senin dediklerine göre köyleri boşaltılan sadece Kürt vatandaşları, ezilen, hor görülen.Bu topraklarda pek çok dönemde yerinden yurdan olmuş vatandaş olmuş.90 Harbinden sonra Kafkasya'dan sürülen gruplara bak,onların buraya uyum sürecine bak!!
    Ama hayır ezilen yurdundan edilen Kürtler.niye empoze edilen o grup, baş kaldıran o grup.
    Ben Çerkezim,bizzat devletin politikalarıyla kendimiz Kürtlerden daha ezik hissediyorum neden mi benim unsuruma ait bir TV KANALIM yok mesela!!!! Düşünecek olursak kültürüm çok eskilere dayanmakta; ama benim kültürüm de yok olmak üzere.Peki suçu Türk devleti mi Türkler mi. Yada ben Türk değilmiyim. Ben tabiki Türküm.Ayrı değilim bu vatandan.Yok olmamın suçu devlet değil benim.Ben çocuklarıma adetlerimi nakşedemiyorum ben dilimi öğretemiyorum.Nüfusumda az.Çocuklarımın dilini pekiştirebileceği bir çoğuınluk ortamı da yok. O zaman bende kendimi ezilmiş ilan edeyim bir Kafkas Mücahitleri Örgütüde ben kurayım Nasılsa böyle bir yapı oluşturduktan sonra elime silahı veren çok kişiler çok ülkeler çıkar; hatta benimle beraber askere kurşun sıkan çokları çıkar...
    Uzun lafın kısası Kürtler ne azınlıktır bu ülkede ne de ezilen!!!
  • Mehmet / 1 Eylül 2009 12:50

    farklı isimle aynı kişi yorumudur.....

    Türkçe bu devletin resmi dilidir arkadaşım.Türkçe bilmiyor diye devletten Kürtçe hizmet mi bekliyor yani Kürt vatandaş.Kürt dili ne benzer pek çok dil var. Bizim babanelerimizde Lazca konuşuyor.Ama benim etnik unsurumun devletten beklentileri farklı sizin bahsettiklerinizin farklı....Ne ezilmişler ne de boynu bükükler.Ne de kendilerini öyle hissediyorlar.Osmanlıya gidin Cihan İmparatorluğu: durum yine aynı devletlerin resmi dilleri vardır hanımefendi.Onun dışında siz dilinizi gidin özgürce konuşun, ama gelipte devlet kurumlarından boynu bübük ayrılan Kürt kardeşlerim diye demogoji yapmayın.

    Türk devlet yapıları her zaman çok kimlikli olmuştur.Yani sosyal yapımız esnektir: Onun için de mezhepler farklıdır diller farklıdır, adet gelenek görenek farklıdır, inanış, tapınma farklıdır, din farklıdır..Ama siz bu farklılıklar içinde değil de farklı biri olarak yaşamak istiyorsanız; bu farklılıklığı adına direniş dediğiniz bir örgütle ve de bir partiyle legalleştirmeye çalışıyorsanız o zman işin iç yüzü değişecektir. Bu devlette tedbirini o yönde alacaktır.
  • sinem alp / 31 Ağustos 2009 15:55

    pkkyı melik yerine tabii ki koyamayız.ama zulüm yapıyor bundan eminiz.demek ki o da kendi ipini çekenlerdendir,ayrıca TC ordusu o anda yazılan birşeydir ve sizin sezdiğiniz gibi TCne ait olmayan bir vatandaşın yazısı değildir.Bunu böyle anlamanız beni şaşrttı açıkcası,mehmet bey.
    duygu asena hanım siz bu ülkede yaşayan herkesii Türk olarak addediyorsunuz.bu sizin görüşünüz.bu ülkede yaşayan vekendini mutlu hisseden fakat kendini Türk addetmeyen o kadar çok insan var ki.
    ikincisi PKK bir direniş olrak çıkmıştr fakat dış güçlerin alevlendirdiği bir direniştir.ve zulümlü bir direniştr.Biz zulumden yana asla değiliz zaten.
    Kardeşlikten bahsediyorsunuz.Eşit statüleri gerektiren bir kavramdır.zamanında doktora gidip tedavi görmeden(Türkçe bilmediği ve devlet dairelerinde Kürtçe konuşmak yasaklandığı için) evlerine boynu bükük dönen Kürt kardeşlerimize ne diyeceksiniz?ve daha nice örnekler...
    Ya köylerinden sürgün edilenlere ne demeli?
    Bakınız bunlar realitedri.bunları görmezlikten geliyoruz.
    Amerikada siyah beyaz ayrımının olup olmadığını gidip Barack oBamaya değil kenar mahallelere itilmişlere sorun.Fakirliği Somalide devlet başkanından değil halktan öğrenin.
    İşte aynen böyle de bir eşitliğin olup olmadığını yüksek makamlara gelmiş Kürtlerden değil de gidip membağından görün.
    Mehmet Altan geçen gün TRT2de bir konuşmasında ağzından kaçırırcasına eğer devlet Kürt sorununu çözmezse çözülür dedi(Allah korusun).demek ki sorun vardır ve ciddidir.
    Allah zulm eden Türkleri de Kürtleri de helak etsin...amin
  • Duygu Asena / 28 Ağustos 2009 12:58

    Artı bu ülkede yaşayan herkes Türktür.Kimin Kürt kimliğine kompleksi var?Faşist milliyetçiler diyebilirsiniz.Ama bu genel anlamda Türklerin bir kompleksi değil.Bu kadar büyük genellemelerde yazınızın taraflı olduğunu gösteriyor.
    Dün akşamki bir özel yayın kuruluşunda (bu Kürt Sorunu ile ilgili) Mardin'inde halkla yapılan röportajları gösterdiler,Mardin gibi diğer illerimizde de halka mikrofon uzatın şunu derler "bu ülkede herkes kardeştir". Dahası mı var.Mesele etnik gruplarla ilgili değildir.Mesele politiktir. "pkk" de bir direnişin değil, dış güçlerin sonucudur. Aynı oyun senelerdir farklı ülkelerde de iç isyan diye oyananıyor.Yoksa siz Kürt kardeşlerimin derdinin bir Kürdistan kurmak olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz o Kürdistan hayali ne Kürtlerin hayalidir ne de pkk bir direnişçidir. "pkk" çok açık ABD'nin yamağıdır. Bugün terörist faaliyetlere bir bakın hepsinde ABD silahı, ABD ve türevi devletleri görürsünüz.Bence siz bi de Pentogan'a gidin bakın orda Diyarbakır'da bulamadığınız daha neleri bulacaksınız!!!
  • Mehmet / 28 Ağustos 2009 12:42

    Taraflı Araştırma Olmaz

    pkk ne ki Melik olsun .Artı ordumuz, Türk ordusu yerine T.C ordusu sanki bu yazıyı bu milletten olmayan bir başkası yazmış, tabirler aynen bu tadı vermiş.Araştırılmaya dayandırılmaya çalışılmış ama kesinlikle objektiflikten uzak olmuş.Makaleler subjektif yazılabilir ancak (bilimsel yada sosylojik ne derseniz )araştırma yada araştırılmaya dayandırılmış yazılar kesinlikle obkjektif olmalıdır.
  • mehmet / 26 Ağustos 2009 11:38

    demokratikleşme

    bu sürece katkı sağlayacak muhteşem bir yazı yazmışsınız.. beğeniyle okudum.. teşekkürler..





Anket

Türk-Kürt kimlik tartışması hakkında sizin düşünceniz?
  • Türküm ve bu ülke sadece Türklerindir...
  • Türküm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Kürdüm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Ben bir Kürdüm ve ülkenin bölünmesi taraftarıyım...
  • Diğer

En Çok Okunanlar


Google Ayrımsızlar