Ayrımsızlar: Siyasi görüş olarak kendinizi tanımlar mısınız?
Saygı Öztürk: Ben sosyal demokrat bir aileden geliyorum. Sosyal yapıda, sosyal demokrat görüşe sahibim. Ama bunlarda bir uçluk yok. Sadece Atatürk ilke ve inkılaplarına gerçekten bağlı, yürekten bağlı birisiyim. Onun dışında başka bir ideolojinin peşinde koşan birisi değilim. T.C. de bunun dışında olmanın doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Ulu önder Atatürk yolu çizmiş. Onun çizdiği yolda yürümeye çalışan sade bir vatandaşım.
Ayrımsızlar: Partilerin kapatılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Saygı Öztürk: Şimdi şöyle bir yaklaşım var. Türkiye de insanlar genellikle işin gerçeğini konuşmuyorlar bence. Aman bana faşist mi derler, şunu mu derler, bunumu derler , demokrat değil derler baskısı altında samimi olarak görüşlerini ortaya koymadıklarından bazı olayları içinden geldiği gibi değil, kamuoyuna mesaj vermek için farklı konuştuklarını biliyorum. Gazeteci olduğum için de çok çevreden bildiğim olaylar bunlar. Şimdi Anayasamızda siyasi partilerin kapatılmasını gerektiren hükümler bellidir. Bu Anayasada T.C. nin Anayasasıdır. Anayasanın 2. Maddesinde devletin nitelikleri ortaya konmuştur. Yine anayasamızın ilgili maddelerinde hangi durumlarda siyasi partilerin kapatılması gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu maddelere aykırı davranan siyasi partilerin kapatılması taraftarıyım.
Ayrımsızlar: Ölçüt Anayasa olmalı yani
Saygı Öztürk: Kesinlikle, çünkü bu ülkenin kanunu var, kuralı var. Bu kurallara uymayan siyasi partiler kapatılmalıdır. Bu bağlamda şu parti bu parti hiç fark etmez. Bu Ak Partide olabilir, DTP de CHP de olabilir. Sonuçta Cumhuriyet başsavcısı bir iddianame hazırlar. Anayasa mahkemesi de bu iddianameyi inceler, kanıtlara bakar buna göre de kapatılmasına veya kapatılmamasına karar verir. Hatta bana göre şu anda Türkiye de Siyasi partilerin kapatılması oldukça zordur. Biraz daha kolaylaştırılmalıdır. Yani ben Anayasaya bakarım Anayasaya göre suç işleyen parti kapatılmalıdır. Anayasa da partilerin kapatılması zorlaştırılırsa zaten o zaman parti kapatılmaz. Var olan yasaya göre gereğini yapmazsanız suç işlersiniz. Ve de var olan yasalara bağlılık azalır ki bu çok tehlikeli bir şeydir. Hiçbir zaman da Cumhuriyet Başsavcısı iddianame hazırladı diye hakarete uğramamalıdır. Hatta takdir edilmelidir, Anayasanın gereğini yerine getirdiği için. Türkiye de kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmazsalar o zaman kargaşa çıkar.
Ayrımsızlar: Sayın Öztürk siyasi partilerin kapatılmasının daha da kolaylaştırılması gerektiğini söylediniz. Fakat mevcut hükümet daha da zorlaştırmak için Anayasayı değiştirmek istiyor.
Saygı Öztürk: Şimdi Anayasaya göre parti kapatılacak durumlar bellidir. Şimdi suç işleyeceksin sonrada baktın ki benim suçları birileri anayasa mahkemesine götürecek hemen ben Anayasa mahkemesini değiştireyim diyeceksin bu olmaz. Burada bir amaç vardır. Bunlar yanlış şeylerdir. Bu ülkede ki kurumlara saygısızlıktır. Madem bu yapılacaktı şimdiye kadar neredeydiniz.
Ayrımsızlar: Efendim sizce Ak parti ve DTP kapatılır mı?
Saygı Öztürk: Onu biz bilemeyiz. Ortada bir iddianame var. Anayasa mahkemesi de bunları inceler. Elindeki belgelere bakacak, kanıtlara bakacak. Yani ortada henüz savunma da yok. Hatta anayasa mahkemesi üyeleri bile şu anda bu partilerin kapatılacağını veya kapatılmayacağını bilemezler. Dolayısıyla vatandaşların bile bu konuda görüş bildirmeleri doğru değildir. Bir taraftan yargı bağımsız diyeceksin, bir taraftan da yargıya şöyle yapacaksın diyeceksin. Ben bunları doğru bulmuyorum. Bunlar doğru şeyler değiller. Yani karar şimdiden biliniyorsa o zaman mahkemeye ne gerek var.
Ayrımsızlar: Sonucu belli davalardandır, diyemiyoruz.
Saygı Öztürk: Bana göre öyle. Hiçbir dava içinde bunu söyleyemeyiz.
Ayrımsızlar: AKP kapatılırsa ne olur ? DTP kapatılırsa ne olur?
Saygı Öztürk: Kapatılıp kapatılmayacağını bilmiyoruz. Eğer kapatılırsa da geçmişte olduğu gibi yerine yeni partiler kurulur. Varsayımlar üzerinden konuşmayalım. Kapatılırsa o zaman ne olacağını görürüz. Ama nedir? Partilerin lokomotif kadroları siyaset dışı kalıyor. Bu doğrumudur, yanlış mıdır? Bu ayrı bir tartışma konusu. Ama mevcut yasalara göre olayları değerlendirmemiz gerekiyor. Yasalar değişirse o zaman da o yasalara uymak zorundayız.
Ayrımsızlar: Kapatılma senaryoları üzerine bazı isimler gündeme geliyor: Abdullatif Şener, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz hatta sayın Demirel aktif siyasete dönebilir mi?
Saygı Öztürk: Bu isimler Türkiye de saygın isimler. Önemli hizmetleri olmuş kişiler. Ama aktif siyasete dönerler mi dönmezler mi bunları şimdiden söylememiz mümkün değil. Şimdi siyasi partiler AKP kapatılacakmış gibi senaryolar yapıyorlar. Ama bu varsayımlarla hareket etmek çok zor. Çünkü olmamış şeyler. Olacağı da belli değil. Onun için bu sorular erken sorular.
Ayrımsızlar: CHP’nin mevcut yönetimi ve muhalefeti hakkında ne düşünüyorsunuz.
Saygı Öztürk: Her siyasi partisinde özellikte muhalefetteki partilerde yarış hep genel başkanın ve yönetimin yetersiz bulunduğu gerekçe gösterilir. İktidarlarda ise başbakana sadakat ön plana çıkar. Dolayısıyla iktidar partilerinde fazla gruplaşma olmaz. CHP de de genel başkan Deniz Baykal’ı başarısız bulabilir. Ama Türkiye de de dünyada olduğu gibi sol oylarda genel bir azalma var. Tabi geçmişte yapılan bazı hatalar, etkili muhalefet yapamaması yada kamuoyuna yaptığı muhalefeti yeterince anlatamaması ve basında gereken yeri alamaması gibi bugün CHP’nin sorunları var. Bana göre de bazı çevrelerin söylediği gibi Deniz Baykal başarısız değil, başarılıdır. Parti içinde muhalefet olabilir. Bunun da belli bir yöntemi vardır. CHP içinde yılardır muhalefet var. Deniz Baykal gitsin, yerine kim gelsin? Geçmişte yerine gelenler de oldu. Onların partiyi ileri götürdükleri yok, hatta geriye bile götürenler oldu. CHP de partiyi ileri götürmek için muhalefet yapmıyorlar, Deniz Baykal’a karşı bir muhalefet var. Bu da genellikle seçimlerde listeye giremeyenler, listelerde ilk sıraya konulmayanlar tarafından yapılıyor. Hatta CHP’nin aleyhine çalışan, rakip partinin lehine çalışanlar bile var. Bunları normal karşılıyorum. Ama Deniz Baykal öyle sanıldığı gibi başarısız değil.
Ayrımsızlar: Sayın Öztürk siz anladığım kadarıyla CHP ‘nin iktidar olamayışını, sol oylarının azlığına bağlıyorsunuz. Tek sebep bu mu?
Saygı Öztürk: Tabi ki başka sebepler de var. Biraz önce söylediğim gibi medya ilişkileri, devletin imkanlarını kullanamadığı için yeterli kitlelere ulaşamama vs. Ama bu sadece genel başkanın suçu değil. AKP çok iyi yaptığı tabanla iletişim, gençlik koları, kadın kolları gibi çalışmalar CHP de fazla görülmüyor. Yani CHP’de örgütlenme zayıf. Bir başarısızlık varsa burada herkesin suçu var.
Ayrımsızlar: Sayın Öztürk CHP’de genel başkan adayları hangi gerekçelerle ortaya çıkmalı?
Saygı Öztürk: Şimdi siyasette genel başkana yöneltilen eleştirilerde ciddi bir soruda, niçin yerine adam yetiştirmedi. Siyasette kim kimin yerine adam yetiştirmiş. Geçmişe bakalım. Bülent Ecevit CHP’in genel sekreteri. İsmet İnönü genel başkan. Bir genel kurulda İsmet İnönü’nün karşısına çıkıyor ve öyle genel başkan oluyor. Diğer partilerde de böyle bir şey olmamıştır. Ne Demirel, ne Ecevit ne Erbakan kendiliğinden çekilip bir genel başkan tayin ettiler. Bugünde böyle bir şey Deniz Baykal’dan beklenmemeli. Her şey zamanı gelince oluyor. İyi çalışan biride zamanı gelince Deniz Baykal’ı alt eder.
Ayrımsızlar: Efendim başka bir konuya geçelim. Gerçekten Ergenekon adlı bir oluşum var mı?
Saygı Öztürk: Ergenekon konusu Türkiye de ilk defa 2001 yılında çok örtülü olarak gündeme geldi. Gazeteci Tuncay Güneyin evinde bazı belgeler bulundu. Otomobil kaçakçılığı, sahte nüfus cüzdanları , sahte diplomaların bulunduğu bir kişi. Dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi araştırmaları yaptı. Projeli çalışma gerçekleştirildi. Yani birden çok şube işin içine giriyor. Terör şubesi bakmıştır. İstihbarat ilgilenmiştir. Kaçakçılık, organize suçlar bölümü ilgilenmiştir. Bununla ilgili bir yıllık çalışma yapılmıştır. Fakat bir sonuç çıkmamıştır. Bildiğiniz gibi Ergenekon lobi örgütlenmesi diye bir belge ortaya çıktı. Bu konuyla ilgilene sıradan birinin yazabileceği bir metindir. Bu belge 2001 yılında ortaya çıktı. Zamanın yetkilileri böyle bir soruşturmaya gerek duymadılar. Türkiye de zamanla her şey değişiyor. Farklı gelişmeler olabiliyor. Nitekim soruşturmayı yürüten savcı 2001 yılındaki bu belgelere dayanarak yeni bir soruşturma başlattı. Bunun başlatılmasının sebebi de Ümraniye de bulunan 27 el bombasının sahibinin bilgisayarında Ergenekon ile ilgili belgenin bulunmasıdır. Ama bu belge gizli bir belgemidir, asla değildir. Bu belge 2001 yılında bir dergide (sanıyorum Aksiyonda)yayınlandı. Daha sonra Alo İhbar adlı internet sitesinde de bu belgenin tamamı yayınlandı. Soruşturmayı yürüten Zekeriya Öz bey, elinde mutlaka kamuoyunun bilmediği belgelere sahiptir. Bunun için yüz binlerce sayfa belge inceleniyor. Eğer iddia edildiği gibi 2001 deki belgelerden yola çıkılarak bu soruşturma yapılıyorsa bir şeyin çıkacağını sanmıyorum. Çünkü bu 2001 yılındaki bu Ergenekon lobi örgütlenmesi bildirisini kimin yazdığı konusunda da şüpheler vardır. Bunu Tuncay Güney’in yazdığı söylenir. Şunu da belirteyim Türk basının da Tuncay Güneyi İlk bulan benim. Tuncay’ın Kanada da ki telefonuna ulaştım. Tuncay’ın haham olduğunu, bir sinegog da çalıştığını ilk defa fotoğrafları ile beraber ben Hürriyet’de yayınladım. Yani Tuncay ile İlk röportajı yapan benim. Tuncay ında birtakım iddiaları var. Fakat soruşturma devam ederken bunların açıklanması uygun değildir. Ben bunları gazetem de de yazmadım. Yine soruşturmayı etkilememek için bu konuda daha fazla bir şey söylemeyeceğim. Gerçekten zor bir soruşturma, zaman alıyor. Dileriz bir an önce bu soruşturma bitsin. Çünkü uzadıkça olay daha da esrarengiz hale geliyor, basında kirlilik oluyor. Yargı da olumsuz etkileniyor. Gerçekten suçlular varsa bunların cezalandırılmasını da hep beraber görelim.
Ayrımsızlar: Bir araştırmacı gazeteci olarak başka Ergenekon benzeri oluşumların olduğunu söyleyebilir misini?
Saygı Öztürk: Hayır söyleyemeyiz. Çünkü daha bunun ne olduğu ortaya çıkmamıştır. Sadece iddialar var. Hatta iddianame bile yok. Yani bu ortaya çıkmadan başka örgütlerde var demek saçmalık olur.
Ayrımsızlar: Sizce yargı Ergenekon olaylarında siyasi davranıyor mu?
Saygı Öztürk: Hayır ben yargının siyasi davrandığını düşünmüyorum. Yargı herkese lazımdır. Yargı bu alaydan dolayı yıpratılmamalı. Evet şu anda bazı kişiler tutuklu, bazı sıkıntılar var. Ama bizim yargıya güvenmemiz lazım. Yargı süreci devam edecek. Zanlılar, şüpheliler dinlenecek, belgeler incelenecek sonuçta çıkan karara bakacağız. Suçlu var mı yok mu? Soğukkanlılıkla yargının kararını beklemeliyiz.
Ayrımsızlar: Gözaltılar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Saygı Öztürk: Gözaltılar cumhuriyet baş savcısının kararı ile oluyor. Gönül isterdi ki bu göz altılar daha uygun bir şekilde olsaydı. Diyelim ki İlhan Selçuk 84 yaşında bir abimiz. Acaba İlhan Selçuk Cumhuriyet Savcılığına davet edilse istenilen saatte gitmeyecek miydi. Yani bu gözaltına alınış biçimleri daha farklı olabilirdi. Zaten eleştiriler İlhan Selçuk niçin gözaltına alındı diye değil, niçin gecenin bu saatinde alındı diyedir. Bu iyi olmadı diye düşünüyorum.
Ayrımsızlar: Efendim sizi biraz yorduk. Şöyle söyleyelim: 12 Şubat 2008 tarihinde Türkiye nin değişik siyasi görüşlerinden, inanışlarından, yaşam biçimlerinden insanlar bir araya gelip bir grup kurdular ve adına da Ayrımsızlar dediler. Ve ülkesini seven, diğerlerinin tercihine, inanışına, görüşüne karışmayan herkes bizim kardeşimizdir dediler. Ve amaç olarak da kişisel hak ve özgürlükleri savunmak, ülke içi kutuplaşmaları engellemek, insan hakları, özgürlük ve barış gibi kavramları yaymak olarak belirlediler. Buna göre Ayrımsızlar hakkındaki düşünceniz ?
Saygı Öztürk: Tabi ki sözünü ettiğiniz ilkeler güzel ilkeler, ama bu ilkelere uyuluyor mu? Uyulmuyor mu? Bunu bilemem. Bunu da sitenizi inceleyerek, takip ederek göreceğiz ve bilgi sahibi olacağız.
Ayrımsızlar: Sayın Öztürk siz bir Ayrımsız mısınız?
Saygı Öztürk: Yani şu saydığınız ilkelere göre EVET bir AYRIMSIZIM.
Röportaj Editör ve Ekibi : Birol Öztürk , Erçetin Altay , Selim Diler, Ömer Naci Fidan
Haberin başkaca basın kuruluşları tarafından yayınlanması kaynak göstermek şartıyla ( www.ayrimsizlar.com )serbesttir.