ÖNEMLİ DUYURU : HAKKIMIZDAKİ SORUŞTURMA SONUÇLANINCAYA KADAR SİTEMİZ KAPALIDIR !!!

Turhan Çömez ile ilk röportajımız...

Turhan Çömez ile ilk röportajımız...

Turhan Çömez’in siyasi görüşü? Bakan Unakıtan... AKP... Ankara Enstitüsü..1 Mayıs ..Sınır Ötesi Operasyon .. Güneydoğu... 3 Çocuk .. Parti Kapatma Davası... Laiklik... Ergenekon ... Türban.. Akp-CHP Çekişmesi... ve AYRIMSIZLAR...


30 Nisan 2008 23:02
font boyutu küçülsün büyüsün


Ayrımsızlar: Kendinizi tanımlar mısınız? Siyasi görüş ve bakış açısı olarak.

Dr. Turhan Çömez: Benim bugün inandığım siyasal anlayışın Türk siyasi yelpazesinde karşılığı yok. Ben tüm insanlar ı bağrına basan ,ülkenin ulusal çıkarlarını her şeyin önünde tutan ,insanların dostça kardeşçe bir ve beraber yaşamasını temel esas kabul etmiş bir siyasal kişiyim.

Sosyal demokratım ancak bugün, kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasi partiler benim görüşümü ve anlayışımı yansıtmıyor. İnsanların arasında barışı ,sosyal adaleti ,gelir dağılımının hakça paylaşımını ,herkesin emeği ve alın teri kadar para kazanmasına olan bağlılığımı böyle tanımlıyorum. Ancak bugün sosyal demokrat kimlikli siyasi partiler bazı değerlerin gölgesi altında siyaset yapmayı tercih edip, rasyonel bir açılım yapamadıkları için benim siyasal anlayışımı temsil etmiyorlar.

Ben bir yurtseverim. Ülkemi çok seviyorum, ülkemin değerlerini çok seviyorum. Yurtseverlikle milliyetçilik kimi zaman aynı kategoride değerlendirilir. Etnik milliyetçiliği reddediyorum, kimliklere dayalı siyasal yaklaşımları reddediyorum. Ancak ülkemin tüm değerlerini, inanç değerlerini, kültür mirasını, tarihi ve coğrafi zenginlik birikimlerini; seviyorum, saygılıyım, bağlıyım. İnsanlarımı çok seviyorum. Bu itibarla ben bir yurtseverim ama benim siyasal düşüncemi bugün, milliyetçilik adı altında siyaset yapan anlayışlar tanımlamıyor ve karşılamıyor.

Ben bir liberalim. İnsanların kendi özgürlük alanları içerisinde diledikleri gibi yaşamalarını savunan, devletin hakim ve hegamon kültürü yerine; bireyin tavrını, bireyin rekabetini ve girişimciliğini her zaman destekleyen ve teşvik eden bir anlayışa sahibim. Ancak bugün Türkiye’de liberallik adı altında kalemleri birileri tarafından kiralanmış, imtiyazlı şahıslar benim görüşlerimi yansıtmıyor.

Ben bir muhafazakarım. Ama bu muhafazakarlığım bugün muhafazakarlık adı altında siyaset yapan, kimi inançları ve değerleri istismar ederek oy peşinde koşan siyasal karakterler beni tanımlamıyor. Bu ülkenin çok kadim değerlerini, bu coğrafyanın tüm kültür ve medeniyet birikimlerini, inanç değerlerini sahiplenmek, onları muhafaza etmek, onların değerini bilmek, ama oraya takılarak orada siyaset yapmadan bunları geleceğe taşımak benim muhafazakarlık inancımın karşılığı. Türkiye’de böyle bir siyasal alan da yok. Bu itibarla nasıl bir siyasetçisiniz derseniz; ben ülkemi ve insanlarımı çok seviyorum. Bu itibarla kendine özgü bir siyasal duruşu olan kişiyim.

Ayrımsızlar: Aslında Ayrımsızlar Hareketine bu yönden çok uyuyorsunuz gerçekten. Biz de yurdumuzu seviyoruz, ülkemizi seviyoruz, iyi şeyler yapmak istiyoruz. Türkiye’yi farklı konumlara taşımak istiyoruz. Bu yönden gerçektende çok uyuyorsunuz.

Ayrımsızlar: Milletvekili olduğunuz dönemde, Unakıtan’a yönelik eleştirilerden sonra, kesin ihraç istemiyle parti yüksek disiplin kuruluna sevk edildiniz. O günlerde neler yaşadınız?

Dr. Turhan Çömez: Benim şahıslarla hiç işim olmadı bu güne kadar. Olaylarla, yapılanlarla ve düşüncelerle ben hep siyasal alanımı belirledim ve mücadelemi sürdürdüm. Sn. Unakıtan, bir bakan, bir siyasal kimlik. Ben onun şahsıyla hiçbir zaman meşgul olmadım. Çünkü şahıslarla meşgul olacak kadar zamanım yok. Olaylarla ve yapılanlarla meşgul oldum. Çünkü onun ve onun gibi düşünenlerin yaptıkları hatalar ve yanlışlar sadece bana değil size ve sizin geleceğinize de zarar veriyor. Verdiğim mücadele buydu. Ben yolsuzluğa sıfır tolerans felsefesiyle siyaset yaptım. Hiç kimsenin sahip olduğu güç ve kudreti kişisel menfaatleri kullanmaması gerektiğini, oturulan makamların emanet olduğunu, buraların sadece Türkiyenin ulusal çıkarları adına kullanılabileceğini savunageldim. Ve doğru olmayan şeyleri yapan ve sizin geleceğinizle ilgili yanlış kararlar veren, hatalı adımlar atan her kim olursa olsun uyarmaya ve onları attığı yanlış adımlardan geri döndürmeye gayret ettim. Buna gücüm yetmemiş olabilir ama benim yaptığım mücadele zorlu bir mücadeleydi. Bu ülke eğer yolsuzluklarla  yeteri ve gereği kadar mücadele edemezse sanıyorum sizlere biz, daha zor şartlar altında yaşanan bir Türkiye emanet edeceğiz. Onun için, inandığım gibi bir mücadele verdim. Ama Türkiye’de yanlışlıklarla, yolsuzluklarla, antidemokratik uygulamalarla mücadele etmenin çok ağır bir bedelinin olduğunu gördüm. Ancak yılmadım, usanmadım, üzülmedim. İnandığım gibi siyaset yaptım ve son derece mutluyum.

Ayrımsızlar: Kemal Unakıtan’ın oğlunun tarım arazilerini aldığı, kendisine geçirdiği söyleniyor. Bu konu hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

Dr. Turhan Çömez: Bakın bu örnekleri konuşmaya başlarsak, ne sizin kayıt cihazınız bunları almaya yeter, ne internet sitenizdeki sayfalarınız bunları detaylandırmaya yeter. Bu itibarla oradaki yapılan şahsi yanlışlıkları tartışmayı çok doğru bulmuyorum. Tabi ki Sn. bakanın oğlunun bana göre pek çok hatalı tutumu oluştur. Sadece onun değil, diğerlerinin de buna benzer pek çok yanlışlıkları olmuştur. Esas olan, toplumun bu yanlışlıklara nasıl baktığıdır, bu yanlışlıklarla mücadele etme azmi ve kararlılığıdır. Yolsuzluklarla ve yanlışlıklarla topyekün mücadele etme kültürümüzü geliştirirsek sanıyorum gelecek adına en hayırlı en doğru adımı atmış oluruz.

Ayrımsızlar: İçinde bulunduğunuz dönemdeki AK Parti ile bugünkü AK Parti arasında fark görüyor musunuz?

Dr. Turhan Çömez: Yola çıkarken Adalet ve Kalkınma Partisi kimliğiyle yola çıktık. İstedik ki bu ülkede adalet tesis edilsin ve bu ülke kalkınsın. Zaten partinin programı da buna göre yazılmış, bana göre hala güzelliğini koruyan bir program. Ancak geçtiğimiz zaman içerisinde gördük ki; adalet başka yerlere dağıtılıyor, kalkınma başka yerlerle paylaşılıyor. Geçen zaman dilimi içerisinde yargının siyasallaşma veya siyasallaştırılma çabalarına tanık olmak, toplumun topyekün kalkındırılması yerine kimi çevrelerin kalkındırılmasına dönük adımların atılmasını görmek bizi son derece üzdü. Ben yola çıkarken iyi duygularla yola çıkmıştım.  Fakat zaman içerisinde yapılanların benim yola çıktığım AK Parti idealleriyle örtüşmediğine tanık oldum ve aramızdaki makas giderek açıldı. O zaman dışişleri bakanı olan Sn. Gül bizzat gelerek yeniden aday olmam gerektiği konusundaki samimi telkinlerini paylaşınca da; kendisine hayır, benim artık sizinle yolum ayrıldı. Tekrar sizden aday olmam mümkün değil. Benim siyasi ahlakıma ilkelerime uymaz diyerek bu samimi teklifini nezaketle reddettim.AK Partinin bana göre 3 temel hatası vardı.

Birincisi ekonomi politikalarının vesayet altında olması. Yani bu ülkenin ihtiyacı olan verimli, üretken bir ekonomi modeli değil, IMF’ in Dünya Bankasının ve küresel güçlerin dayattığı ekonomik model.

İkincisi dış politikadaki vesayet. Biz üç kıtada altı asır varlığımızı sürdürmüş bir kültürün temsilcileriyiz. Ve imparatorluk kültürü üzerine kurulmuş genç bir cumhuriyetin sahibiyiz. Bu itibarla sahip olduğumuz imkanlar, fırsatlar ve sorumluluklar başkaları tarafından yönetilemeyecek kadar özel ve önemli. Ben dış politikamızın, bulunduğumuz coğrafi koşullara uygun, sahip olduğumuz jeopolitik ve jeostratejik değerlerle örtüşen vizyonda ve kabiliyette olmasını savunageldim. Ancak gördüm ki dış politika ABD’nin ve Avrupa Birliğinin vizyonuna endekslenmiş. Bu itibarla vesayetli bir dış politika anlayışını da kabul etmem mümkün değil.

Üçüncüsü ise yolsuzluklar konusunda Ak Partinin seçim öncesi verdiği sözlerle daha sonraki tavırları arasındaki derin farklılıklar. Bunları yakinen yaşamış ve görmüş biri olarak Ak Partideki bu ciddi dönüşüm ve değişimden derin rahatsızlık duyarak yollarımı ayırdım.

Ayrımsızlar: Üniversitelerdeki bazı öğrenci grupları AK Parti hakkında olumsuz düşüncelerini dile getiriyorlar özellikle 1 Mayıs hakkında. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dr. Turhan Çömez: Bu bir demokrasidir. Bir ülkede demokrasiden bahsetmek için üniversitelerin hür olması gerekir. Meydanların hür olması gerekir. Sivil toplum kuruluşlarının hür olması gerekir, medyanın hür olması gerekir, parlamentonun hür olması gerekir. Bunlar olmalı ki yöneten ve denetleyen bir demokrasiden bahsedebilelim. Üniversiteler en farklı görüşlerin ve düşüncelerin bile özgürce dillendirilebildiği alanlardır, evrenkentlerdir. Bırakın herkes, kimsenin özgürlük alanına tecavüz etmeden, kimsenin bireysel haklarını incitmeden, örselemeden dilediği gibi konuşsun, yazsın, söylesin fikirlerini açıklasın. Üniversitelerin AK Parti hakkındaki fikirleri üniversiteleri bağlar. Eğer AK Parti bu fikirlere kızmak, onlarla çatışmak yerine onlardan bazı çıkarımlar elde etmek ve buna göre de doğru yol arayışı içine girmek isterse bu kendileri için bir kazanım olur.

 

Ayrımsızlar: Bu seneki 1 Mayısın Taksimde kutlanması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Dr. Turhan Çömez:  1 Mayıs Türkiye’nin acıyla hatırladığı tarihlerden biridir. 1 Mayıs dendiğinde sizin belkide dünyada olmadığınız dönemlerde bu toplum çok acı çekti gözyaşı döktü. O eylemlerde işçilerin hakları bir taraftan dillendirilirken yine birileri tarafından provoke edilen kişiler Taksim Meydanını kana buladılar. Türkiye’de sağ sol çatışmalarını provoke edenler, alevi-sünni kamplaşmasından medet umanlar, işçilerin haklarıyla ilgili süreçlerini kana bulayanlar korkarım ki aynı kaynaklardı. Artık 1 Mayıs dendiğinde ben ekranlarda ve gazete manşetlerinde birbiriyle çatışan insanlar görmek istemiyorum. Üzerine panzerlerle yürünen insanlar, polis copları altında dövülen insanlar görmek istemiyorum. 1 Mayıs dendiğinde insanların dostça ve kardeşçe el ele yürüdüğü, bunun işçilerin hakları için ortak iradeye dönüştüğü bir alan ve bir zaman olarak anlamak ve tanımak istiyorum 1 Mayısı. Keşke bu yılki 1 Mayıs gerçek bir şans olarak değerlendirilebilseydi. Keşke o 1 Mayıs kutlamaları bir zamanlar taksim meydanını kana bulayanlara inat dostça ve kardeşçe sevgiyle kutlanabilseydi. Keşke bu ilin valisi, belediye başkanı, diğer yetkilileri sendika temsilcileriyle ve sade işçi kardeşlerimizle el ele gönül gönüle o meydanlarda yürüyebilseydi. Sadece Türkiye’ye değil dünyaya bir mesaj verilebilseydi. O taktirde Türkiye üzerinde bir takım planları hayata geçirmeye çalışanlarda attıkları adımdan vazgeçerler, planlarının bozulduğunu görürlerdi. Ben 1 Mayısın Taksim Meydanında özgürce kutlanabilmesini, insanların dostça ve kardeşçe kucaklaşıp beklentilerini dileklerini ve duygularını ifade edebilmesini savundum.  Hala aynı şeyleri savunuyorum.

Ayrımsızlar: Ankara Enstitüsü adlı siyaset üstü düşünce kurumunu oluşturdunuz? Bu Ak Parti çevrelerinde nasıl karşılandı?

Dr. Turhan Çömez: Benim çalışmalarımın kim tarafından nasıl algılandığı ve karşılandığıyla ilgilenmiyorum. Yaptığım şeylerin benim ideallerimle örtüşüp örtüşmediğine, sade insanlar tarafından nasıl bakıldığına ilgi duyuyorum. Bu itibarla AK Partinin benimle ilgili tercih etmiş olduğu üslup veya düşünce yapısı benim ilgi alanımın dışında.

Ayrımsızlar: Son günlerde yeni bir sınır ötesi kara harekatı konusu gündeme geldi. Bu konuda sizin düşünceleriniz?

Dr. Turhan Çömez: Ben teröre sıfır tolerans diyorum.  Çünkü bu ülkenin tarihi boyunca terör hep olagelmiştir ve dış mihraklar tarafından beslenmiş ve desteklenmiştir. Türkiye’de ne yazık ki terörle Güneydoğu sorunu birbirine karıştırılıyor. Teröre sıfır tolerans, bölücülüğe sıfır tolerans bunun dışındaki insani beklenti, talep ve sorunlara olabildiğince geniş bir açılım ve kucaklamayla bakabilen birisiyim. Bu itibarla terörist ve terörizimle mücadele için Türkiye’nin uzun vadeli ve kapsamlı politikaları olması gerektiğine inanıyorum. Sınır ötesi operasyonların da teröristle ve terörizmle mücadelenin bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Ayrımsızlar: Az önce adalet ve kalkınma prensibiyle yola çıktık dediniz ama belli çevrelerin kalkındırıldığını söylediniz. Güneydoğu sorunu ile terörün ayrılmasını bu paralelde düşünebilir miyiz?

Dr. Turhan Çömez: Bakın Güneydoğuda hepimizin kabul etmesi gereken bir sorun var. Bu sorun bugünün sorunu değil. Yılların birikmiş ve günümüze intikal etmiş sorunu. Ekonomik sorunlar var. Bu ekonomik sorunların tetiklediği; çok çocuk, feodal düzen ve buna benzer birçok problem var. Kültürel, sosyal statüler ve haklarla ilgili beklentiler var. Bunların doğru bir perspektiften ele alınıp yıllar içerisinde mutlaka çözümlenmesi, bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların kucaklanması gerekiyor. Fakat o bölgenin içinde bulunduğu coğrafi koşullardan ve yöre halkının sadece sorunlarından istifade eden kimi çevreler bu ülkenin başına bir terör belasını sarmışlardır. Bu çevrelerin nemalandığı, beslendiği ve desteklendiği dış mihraklar vardır. 1915’te Ermeni çetelerini bu ülkenin daha doğrusu Osmanlı’nın başına bela eden ne ise bugün terör örgütü PKK’yı Türkiye’nin başına bela eden anlayış da aynısıdır. Bu itibarla terörün kökünün kurutulabilmesi için atılması gereken bir dizi adım vardır. Diplomatik adımlar vardır, askeri adımlar vardır, hukuki adımlar vardır, içeriye dönük ekonomik sosyal siyasal adımlar vardır. Bunların hepsini büyük ve gerçekçi bir plan dahilinde ele alıp değerlendirmek ve çözüme kavuşturmak mecburiyetindeyiz. Meselenin bir parçasını alır tamamını görmezsek o zaman konunun üzerine yanlış bir mantıkla gideriz.

Ayrımsızlar: Peki, son seçimde Güneydoğuda DTP dışında oy alan tek parti AK Parti oldu yine. Oradaki insanların bir çözüm sunacağına inandığını düşünüyor musunuz?

Dr. Turhan Çömez: Milletin verdiği oya herkesin saygı duyması lazım. Bu itibarla AK Partinin orda aldığı bu yüksek oy oranının ne anlama geldiğini iyi anlamak ve kaydetmek mecburiyetindeyiz. Bunun birçok sebebi var. Birincisi muhalefet partilerinin yeterince doğru ve gerçekçi bir politik açılım ortaya koyamaması. Bir diğeri Ak Partinin sahip olduğu siyasi iktidar gücünün yörede çok iyi yönlendirilip kullanılabilmesi. Böylece pek çok sebep altalta geldiğinde böyle bir siyasal tablo ortaya çıkmıştır. Tabi esas olan bugün Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızın mevcut süreçten ne kadar mutlu olduğu, ne kadar memnun olduğudur. Eğer bu ülke yedi yıldır tek başına ve güçlü bir iktidar olan Ak Parti iktidarıyla yönetiliyorsa ve bu süreç içersinde o bölge halkının sosyokültürel düzeyinde, güvenliğinde, sosyal yapısında, ekonomik düzeyinde hak ettiği ve beklediği iyileşme olmamışsa bunu da sorması lazım, neden olmadı diye.

Ayrımsızlar: Başbakanımızın önerdiği üç çocuk önerisine nasıl bakıyorsunuz? Sizde iki tane olduğunu biliyoruz, bu çağrıdan sonra üçüncüyü yapmayı düşündünüz mü?

Dr. Turhan Çömez: Tabi ben nüfus planlaması değil, planlı nüfus kavramına inanıyorum. Bu itibarla planlı nüfus dendiğinde o ülkenin ihtiyacı olan nüfus potansiyelinin yıllara dağılımına göre uzun vadeli bir projeksiyon oluşturması gerektiğine inanıyorum. Sn. başbakanın son iki aydır meydan meydan dolaşıp üç çocuk doğurun talimatını da tebessümle karşılıyorum. Herhalde birgün meydanlardan birisi kalkıp başbakana şunu soracak: Sn. Başbakan evet bu tezinizi konuşmaya ve tartışmaya hazırız. Ancak üçüncü çocuğumuz sizin çocuklarınız kadar şanslı olabilecek mi? Yurt dışındaki iş adamlarından burs alabilecekler mi? Burs aldıkları bu iş adamlarından daha sonra beş milyon dolara bir gemi alma imkanları olacak mı? Diye birinin kalkıp sorması lazım. Ben bireylerin olgunlaşarak kendi kararlarını kendilerinin vermesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı çocuklar, eğitimli çocuklar, geleceği kendileri için hazırlanabilmiş çocuklar ve mutlu çocuklar benim idealim. Tabi bunun nasıl yapılacağı ve bu düzenin nasıl tesis edileceği son derece önemli. Eğer bir Başbakan bir gün üç çocuk doğurun ertesi gün pirinç bulamıyorsanız bulgur yiyin diyorsa o zaman onun politikalarını baştan sona hepimizin bir gözden geçirmesi ve tartışması gerekiyor.

Ayrımsızlar: Ak Partiye açılan kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?

Dr. Turhan Çömez: Ben Ak Partinin kapatılması istemiyle açılan kapatma davasından üzüntü duydum. Ancak bu üzüntüyü ifade etmekle birlikte bu ülkenin bir hukuk devleti olduğunu, hukuka hepimizin güvenmesi ve saygı duyması gerektiğini ifade ediyorum. Sonucu saygıyla beklememiz gerektiğini söylüyorum. Ancak siyasi partilerin ödüllerinin de cezalarının da halk tarafından sandıkta verilmesi gerektiğini, hesaplaşmanın meydanlarda olması gerektiğini düşünüyorum. Keşke Ak Parti kapatılma istemiyle kendisine dava açılabilecek hataları yapmamış olsaydı. Keşke Ak Parti için böyle bir dava açılmamış olsaydı. Keşke Ak Parti kendisi için iddia edilen laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna dair 17 klasörlük iddianameyi çürütebilecek bilgilere ve belgelere sahip olsaydı. Ve keşke bu dava Ak Partinin kapanmasıyla değil, kapanmamasıyla sonuçlanabilse. O zaman Türkiye’de demokrasi biraz daha olgunlaşır. Biraz daha güçlenir. Ve sandıkla gelen sandıkla gider gibi bir anlayış hakim olur. Tabi bunu söylerken bir taraftan da demokrasilerde sandıktan çıkanın, gücü eline geçirenin layüsal olmadığı yani sorgulanamaz olmadığını, denetimsiz ve kontrolsüz olmadığını ve olamayacağını vurgulamak istiyorum. Hiç kimse ben seçildim her şeyi yaparım diyemez. Demokrasilerde güçler ayrılığı prensibi vardır. Yasama yürütme yargı erki birbirinden bağımsızdır. Birbirini denetler ve dengeler. Türkiye’de demokrasinin kurum ve kuralları ne yazık ki arzu ettiğimiz olgunlukta işlemediği için tüm sorunlar bir sarmal halinde bu ülkenin başında duruyor. Bu itibarla ben bu davadan mutlu olmadığımı, kapatılmamasını arzu ettiğimi teyiden bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Ayrımsızlar: Açılan davada 3 farklı laiklik tanımı yapılıyor. Sizce de 3 farklı laiklik tanımı yapılabilir mi?

Dr. Turhan Çömez: Bakın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bir dava açmıştır. Siz eğer beğendiğiniz yargıcı veya beğendiğiniz savcıyı alkışlayıp beğenmediğiniz savcıyı tahkir ederseniz hukuku örselersiniz. Eğer yargıtay cumhuriyet başsavcısı hata yapmışsa, delilleri yeterli değilse zaten bu ülkenin en yüksek mahkemesi olan Anayasa Mahkemesinden bu dava geri dönecektir. Anayasa Mahkemesinin 11 tane üyesi yargıtay cumhuriyet başsavcısı eğer yaptıysa bir hatayı düzeltebilecek güce ve olgunluğa sahiptir. Bu itibarla kavramlar üzerinden tartışmayı, laikliği üç ayrı yerde üç ayrı şekilde değerlendirdi diyerek polemik yapmayı doğru bulmam. Mahkemenin sonucunu hep birlikte izleyeceğiz.

Ayrımsızlar: Tanımların bir tanesinde laiklik yaşam tarzıdır ifadesi var. Sizce de laiklik yaşam tarzı olabilir mi? Yani bireylerin laik olması gibi bir durum söz konusu mu sizce?

Dr. Turhan Çömez: Bakın laiklik bir sistemdir. Bu sistemde bireylerin kendi özgürlük alanları içersinde dilediği gibi yaşamalarına olanak tanıyan, bunları garanti altına alan bir sistemdir. Ve devletleri ilgilendiren bir sistemdir.  Devletin tarafsız olması. Devletin bir takım dogmalarla ve dini motiflerle değil hukukun ve çağın gereklerine göre sevk ve idare edilebilmesi anlamını da beraberinde getirir. Bu itibarla bireylerin kendi özgürlük alanları içerisinde diledikleri gibi yaşamalarının teminatı laiklik sisteminde mümkündür. Burada kavram tartışmasına sebep olmak  ve bu kargaşa üzerinden tartışmaları tırmandırmak hem bireylerin haklarına hem e devletin yönetim modeline haksızlık etmektir.

Ayrımsızlar: Kapatma davasının akabinde Ergenekon soruşturması hakkındaki görüşleriniz?

Dr. Turhan Çömez: Bu ülkede devlet içerisinde yuvalanmış, çöreklenmiş yasa dışı kimi yapıların olduğu öteden beri konuşuluyor. 1950 li ıllardan itibaren NATO’nun organize ettiği bir süreç 60 ta 70 de 80 de ve daha sonraki süreçte de farklı farklı karakterle ve formasyonla devam ettiğine dair hakim kanaatler ve tezler var. Devletin gücünü ve otoritesini yitirdiği yerde başka güçler ortaya çıkar. Bunlar kısmen çetedir, kısmen mafyadır. Türkiye güçlü bir devlettir. Gelenekleri olan bir devlettir. Bugün Ergenekon tartışmaları üzerinden insanların itibarlarını infaz etmek yerine insanların kariyerleriyle ve siyasal duruşlarıyla yada kimlikleriyle oynamak yerine sürecin üzerine kararlı bir şekilde gitmek sanıyorum daha yararlı olurdu. Eğer devlet içerisinde çöreklenmiş hukuk dışı yapılar varsa hükümet, yargı, emniyet, MİT, Genelkurmay başkanlığı topyekün bir mücadele ve tasfiye kararlılığıyla sürecin üstesinden gelebilirdi. Ama her zaman olduğu gibi biz, böyle bir süreci doğru bir şekilde yönetmek ve sonuç almak yerine tartışmalarla toplumu meşgul etmeyi tercih ettik. Eğer göz altına almakla gözdağı vermek birbirine karışırsa demokrasi zarar görür yara alır. Bu ülkede temiz eller operasyonu yapabilmeniz için önce ellerinizi yüzünüze sürüp aynaya bakabilmeniz gerekiyor. Ancak o takdirde bu operasyonu doğru bir şekilde neticelendirebilirsiniz. Teröre nasıl sıfır tolerans diyorsam yolsuzluğa nasıl sıfır tolerans diyorsam yasadışı tüm organizasyonlara, çetelere, mafyaya ve buna benzer hukuk dışı yapılara sıfır tolerans diyorum. Ama bunu bahane ederek insanların itibarına dönük birtakım derin çalışmalar yürütenlere de sıfır tolerans gözüyle bakmamız gerektiğini söylüyorum.

Ayrımsızlar: Gündemde tartışılmakta olan türban konusu hakkında söylemek istedikleriniz.?

Dr. Turhan Çömez: Bu ülkenin tartışılacak çok şeyi var. Size güvenli bir ülke hazırlamalıyız, zengin bir ülke hazırlamalıyız, demokrat bir ülke hazırlamalıyız, onurlu bir ülke hazırlamalıyız, bağımsız bir ülke hazırlamalıyız ve siz böyle bir ülkede; dostça, kardeşçe, sevgiyle yaşamalısınız. Mutlulukla yaşamalısınız. Bunu konuşmalı ve tartışmalıyız. Bu çağda hala türban tartışmaları üzerinden toplum kamplara ayrılıyorsa, devletin işleyiş mekanizmasında sorunlar ortaya çıkıyorsa ben bundan sadece üzüntü duyarım. Bu ülkenin artık bunları aşabilmesi lazım.

Üniversitelerde sadece inandığı ve öyle düşündüğü için başörtü takmak isteyen kız çocuklarının bu haklarının tesis edilmesi gerektiğini düşünüyorum ve onların eğitim haklarının ellerinden alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Aksi taktirde bu çocuklar eğitim alamazlarsa, onların çocukları da eğitim alamamış annelerin elinde yetişeceklerdir. Gönülleri kırık, yürekleri buruk insanlar tarafından yetiştirileceklerdir. Ve bu anneler hayatları boyunca eğitim hakları kendilerine verilmediği için devlete bir kırgınlıkla yaşamlarını sürdüreceklerdir. Bunlar Türkiye için faydalı şeyler değildir. Artık bu ülkenin dostluğa,barışa,kardeşliğe, anlayışa ve uzlaşıya ihtiyacı var. Tabi bunu söylerken bu çocukların samimi olarak başörtü takmalarını istismar eden kimi çevrelerin varlığını da bilerek, bunların da olmaması gerektiğini söyleyerek bu yorumu yapmayı uygun buluyorum. Maalesef inanarak başörtü takan ve fakat siyasete bulaşmamış çok sayıda kız öğrencimizin kimi çevreler tarafından istismar edildiği, onların üzerinden siyaset yapılarak oy peşinde koşulduğunu görmek beni derinden üzmektedir. Bu itibarla bu ülkenin rejiminin temel değerlerinin mutlak korunması ve kollanması, bunların asla tartışmaya açılmaması bireylerin inandıkları gibi yaşayabilme hakları, eğitim alabilme özgürlükleri benim inandığım bir siyasal anlayışın bir yansımasıdır. Yine bu alanların kimileri tarafından siyasete alet edilmesine şiddetle karşıyım. Keşke bu sorunu kimi çevreler hiç istismar etmeseydi. Keşke bu sorunu çözmek için atılan adımlar böylesine yanlışlık zincirini beraberinde getirmeseydi. Ben bu meselenin siyasi parti liderlerinin tavırları dışında çözülebileceğine inanıyorum. Onlar bu meseleyi bir uzlaşı kültürüyle değerlendirip, kendi aralarında; biz bu işin dışında duralım ama bu işin çözülmesi için içimizde taşıdığımız samimi inancı toplumla paylaşalım diyerek açık bir mesaj verme yolunu tercih etmiş olsalardı bugün Türkiye başka bir noktada olurdu. Tabiatıyla devletin temel nitelikleri koruması, bireyin özlük haklarının tesisi, eğitim hakkının muhafazası, kendi özgürlük alanı içerisinde dilediği gibi yaşayabilmesi; aynı zamanda siyasetçilerin kimi duyguları istismar etmeden rasyonel siyaset yapabilmeleri, hoşgörü, uzlaşı ve samimi bir anlayışla tüm bu sorunları çözebilmesi gerektiğine yürekten inanan birisiyim.

Ayrımsızlar: AKP-CHP çekişmesi bu ülkeye bir şey kazandırdı mı? Sizce bu kısır çekişme niçin yapılıyor?

Dr. Turhan Çömez: Söyleyecek bir şeyi olmayan, üretecek politikası ve projesi olmayan, çalışarak milletin yüreğine gönlüne hitap edip onlar için üretme zahmetinde bulunmayan anlayışlar bugüne kadar bunları hep yapa geldiler. Çekişme kavramını şiddetle reddediyorum. Rekabet kabul. Ama kavga ve çekişme benim literatürümde yok. Keşke siyasi partiler fikirleri, projeleri, tezleri, iddiaları ve kararlılıklarıyla yarışabilmiş olsalardı. Keşke bir siyasi parti bir diğerine saldırmak, onunla kavga etmek yerine ondan daha iyi projeler, politikalar üreterek toplumun gönlünü kazanmayı tercih etseydi. Bu takdirde Türkiye’de başka şeyler konuşuluyor olurdu.

Bugün biz çevreyi konuşamadık, sanat konuşamadık, kültürü konuşamadık, sporu konuşamadık, size nasıl bir gelecek hazırlayacağımızı konuşamadık. Bunları konuşamadığımız için siyasetçilerin oluşturduğu bu sanal tartışma ortamlarında boğuşup durduk.  Artık Türkiye’nin gündemi bu olmamalı.

Ayrımsızlar: 12 Şubat 2008 tarihinde Türkiye nin değişik siyasi görüşlerden,  inanışlardan, yaşam biçimlerinden insanlar  ülkesini seven insanlar bir araya  gelip bir Düşünce Hareketi  kurdular ve  adına da Ayrımsızlar dediler. Ve ülkesini  seven, diğerlerinin  tercihine,  inanışına,  görüşüne , yaşam biçimine saygı duyan herkes bizim kardeşimizdir dediler.  Ve amaç  olarak da  kişisel hak ve  özgürlükleri savunmak, ülke içi  kutuplaşmaları  engellemek, insan hakları, özgürlük ve  barış  gibi  kavramları yaymak olarak  belirlediler.  Buna göre Ayrımsızlar hakkındaki düşünceniz ?

            Ve siz bir Ayrımsız mısınız?

 Dr. Turhan Çömez:  Ben düşünce olarak, yürek olarak hiç kimseyi ayırmadım. Kendini bu ülkeye ait hisseden, kendini bu toprakların bir parçası kabul eden, Türk bayrağının altında yaşamaktan onur duyan herkes benim yüreğimde ve gönlümde vardır. Ve en muteber, en mutena yere sahiptir. Benim siyasi mücadelem hırsızlarla, vatan hainleriyle ve bölücülerle. Bugüne kadar hep inandığım gibi siyaset yaptım. Hiç kimseyi ayırmadım. Bundan sonra da ayırmayacağım. Benim için sağcı ve solcu, Alevi ve Sünni, doğulu ve batılı, kuzeyli ve güneyli, kadın ve erkek, yaşlı ve genç hangi etnik gruptan olursa olsun, hangi sosyokültürel düzeyden olursa olsun, nereden gelirse gelsin birdir, eşittir ve saygındır. Bu itibarla böyle bakabilirsek ve toplumun tamamını kucaklayabilirsek, dostça kardeşçe yaşayabilirsek, barış ve huzur içerisinde olursak sahte gündemleri bırakıp türkiyenin gerçek sorunlarına odaklanabilirsek ve kendimizi daha iyi bir ülkede daha güçlü bir ülkede, daha güvenli daha onurlu daha müreffeh daha zengin daha bağımsız bir ülkede yaşamaya endeksleyebilirsek mutlu oluruz. Ben kimseyi ayırmadım. Bundan sonra da ayırmayacağım. Herkesi çok seviyorum. Benim için Allah'ın yarattığı her kul saygındır, önemlidir, değerlidir. Bu itibarla sadece Türkiye için de değil Türkiye’nin sınırları dışındaki insanları da ayırmadan, yüreğinde insan sevgisini barındıran bir dünya yurttaşı gibi bakarak siyaset yapmayı tercih ettim.Sizleri de kutluyorum.

Ayrımsızlar: Teşekkür ederiz.. O zaman bizim düşünce hareketimizin altına imzanızı ..

Dr. Turhan Çömez:  Bu paragrafınızın altına imza atıyorum memnuniyetle.

Ayrımsızlar: Teşekkür ederiz.. bize zaman ayırdığınız için

Dr. Turhan Çömez: Ben teşekkür ederim.

Editör ve Röportaj Ekibi :  Dr.Birol ÖZTÜRK , Mehmet SEYBA, Gülseda Dündar , Hidayet Suha YÜKSEL

 

Bu röportajın kaynak belirtmek şartıyla (www.ayrimsizlar.com ) yayınlanması serbesttir .

 

 









Bu haber 4,378 defa okundu.




Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (5)
  • Umut Türket / 24 Mayıs 2008 02:47

    Turhan Çömez

    Ben bu adamı seviyorum. Herşeyden önce mert biri .
  • i.başkurt / 15 Mayıs 2008 08:31

    adlet ha

    yav bu ülkede yıllardır adalet arayan insanlar var sen bunlar için ne yaptın onu söyle. ben kişilerle uğraşmıyorum diyosun, gittin hep kişilerle uğraştın
  • levent / 14 Mayıs 2008 22:41

    ya bu turan çömez naptığını bilmiyo bi ulusalcı bi sosyal demokrat...ne yapıyor bu adam...
  • murat / 14 Mayıs 2008 19:21

    bence de güzel

    düşünceniz çok güzel.Tebrik ederim.
  • Burhan Yıldız / 14 Mayıs 2008 19:09

    güzel...

    çok güzel düşünce tebrik ederim . haberinizi haber7den gördüm





Anket

Türk-Kürt kimlik tartışması hakkında sizin düşünceniz?
  • Türküm ve bu ülke sadece Türklerindir...
  • Türküm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Kürdüm ve Türküyle Kürdüyle herkes bu ülkenin insanıdır ve herkes kardeşimdir...
  • Ben bir Kürdüm ve ülkenin bölünmesi taraftarıyım...
  • Diğer

En Çok Okunanlar


Google Ayrımsızlar